<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Maraş Aktüel | Kahramanmaraş Haberleri</title>
    <link>https://marasaktuel.com.tr</link>
    <description>Son dakika, gündem, ekonomi, dünya, spor ve tüm kategorilerde haberler. Hızlı ve güvenilir Maraş haber ve Kahramanmaraş haber Maraş Aktüelde!</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="http://marasaktuel.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 23 Sep 2026 00:38:39 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="http://marasaktuel.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp krizine karşı 'tansiyon, şeker, kolesterol gibi risk faktörlerinin farkında olun' uyarısı]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/kalp-krizine-karsi-tansiyon-seker-kolesterol-gibi-risk-faktorlerinin-farkinda-olun-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/kalp-krizine-karsi-tansiyon-seker-kolesterol-gibi-risk-faktorlerinin-farkinda-olun-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya Amerikan Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Umuttan Doğan, 'Kalp krizine karşı önlem alıp ömrümüzü uzatabiliriz. Tansiyon, şeker, kolesterol gibi risk faktörlerini ölçtürün, kontrol altına alın. Unutmayın ki bu risk faktörleri genellikle semptoma neden olmaz.' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Doğan, AA muhabirine, son yıllarda dünyada ölümlerin en sık nedeninin kalp ve damar hastalıkları olduğunu söyledi.</p>

<p>Kalp krizlerini daha genç yaşlarda da görmeye başladıklarını belirten Doğan, 'Özellikle son yıllarda '40 yaşındaydı, spor yapıyordu, sağlıklıydı kalp krizinden aniden öldü' sözlerini sık duyuyoruz. Aslında kalp damar hastalıkları dünyada en sık ölüm nedeni ama son yıllarda kalp krizlerini daha genç yaşlarda görüyoruz.' diye konuştu.</p>

<p>Doğan, bunun temel nedeninin hipertansiyon, şeker, kolesterol yüksekliği, kilo ve sigara ya da elektronik sigara kullanımı gibi risk faktörlerinin giderek daha genç yaşlara inmesinden kaynaklandığını dile getirdi.</p>

<p>Hastaların belirti vermediği zaman kalp krizi geçirmeyeceğini düşündüğüne işaret eden Doğan, 'Kalp krizinin temelleri aslında hasta bize göğüs ağrısıyla başvurduğu zaman değil, 30 yıl önce atılıyor. Damar sertliği yaklaşık 5 ila 10 yaşlarında başlıyor.' dedi.</p>

<p>Sigara ve sigara ürünlerinden uzak durmak gerektiğini ifade eden Doğan, elektronik sigaranın da kalp krizi ve damar hastalıklarında büyük risk olduğunu vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Homosistein, high sensitive, vücuttaki iltihabı gösteren CRP yüksekliği, interlökin gibi bazı biyokimyasal belirteçlerin kalp krizi riskini arttırdığını bildiren Doğan, şöyle devam etti:</p>

<p>'Kulak memesindeki çapraz çizgi olarak bilinen 'Frank işareti'nin kalp damar hastalıkları ve kalp krizi ile bağlantısının olduğunu biliyoruz. Kulak memesinde 'Frank çizgisi' görülen kişiler daha çok kalp krizi geçirebiliyor ancak Frank çizgisini bir tanı belirteci olarak kabul etmemek gerekiyor. Frank çizgisi yerine tansiyon, şeker, kolesterol gibi risk faktörlerine baktırmak gerekiyor.'</p>

<p><strong>Bel çevresinde toplanan yağın, aslında vücutta olan damar sertliğini ve artmış iltihap riskini gösterdiğini belirten Doğan, şunları kaydetti:</strong></p>

<p>'Yürüyüş yaparak, bel çevresini incelterek, insülin direncini kırarak, kalp krizi riskini belirgin derecede azaltabiliriz. Kalp krizi aslında deprem gibidir, önceden bilinemez ama deprem için nasıl önlem alabiliyorsak kalp krizine karşı önlem alıp ömrümüzü uzatabiliriz. Tansiyon, şeker, kolesterol gibi risk faktörlerinin farkında olun. Bunları ölçtürün, kontrol altına alın. Unutmayın ki bu risk faktörleri genellikle semptoma neden olmaz. Haftada en az 5-6 gün, 20-30 dakika 2 ila 3 kilometre tempolu yürüyüşler yapın.'</p>

<p><strong>- 'İhmal edilirse geriye dönüşü olmayan hasarlanmalara sebep oluyor'</strong></p>

<p>Doğan, özellikle göğsün orta bölgesinde veya kalbin üzerinde baskı, yanma veya ağırlık hissi, bunlara eşlik eden soğuk terleme, bulantı, kusma gibi şikayetler varsa 'Duş alayım, biraz uzanayım geçer' düşüncesine kapılmadan, zaman kaybetmeden hastaneye başvurmak gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>Kalp krizi geçiren hastaya ne kadar hızlı müdahale edilirse o kadar fazla kalp kasını kurtarabildiklerine dikkati çeken Doğan, sözlerini şöyle tamamladı:</strong></p>

<p>'Kalp krizi belirtileri ihmal edilirse geriye dönüşü olmayan hasarlanmalara sebep oluyor. Kalp krizinde zaman eşittir kas. Semptomlar olduğunda hızlıca en yakın sağlık kuruluşuna başvurmak, EKG çektirmek hayat kurtarıcı olabilir. Stent koyduğumuzda, su tesisatının sadece tıkanıklığı olan bölümü ortadan kaldırarak, geçici bir su tesisatını açarak, hastanın hayatını kurtarmış oluyoruz ama su tesisatını değiştiremiyoruz. Damar sistemimizdeki hasarlanmaların oluşturduğu etkiler devam ediyor. Stent sonrası da riskler devam ediyor.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/kalp-krizine-karsi-tansiyon-seker-kolesterol-gibi-risk-faktorlerinin-farkinda-olun-uyarisi</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/09/agency/aa/kalp-krizine-karsi-tansiyon-seker-kolesterol-gibi-risk-faktorlerinin-farkinda-olun-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="91507"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Üç organın birleştiği noktadaki kanserli tümör, hasta uyutulmadan yapılan ameliyatla çıkarıldı]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/uc-organin-birlestigi-noktadaki-kanserli-tumor-hasta-uyutulmadan-yapilan-ameliyatla-cikarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/uc-organin-birlestigi-noktadaki-kanserli-tumor-hasta-uyutulmadan-yapilan-ameliyatla-cikarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hatay'da yaşayan 77 yaşındaki Ayşe Soyla, pankreas ve safra kanallarının onikiparmak bağırsağına açıldığı noktada tespit edilen kanserli tümörden, uyutulmadan gerçekleştirilen 4 saatlik ameliyatla kurtuldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Soyla, 3 ay önce mide ağrısı ve idrarda kanama şikayetiyle İskenderun Devlet Hastanesine başvurdu. Muayenenin ardından Soyla, detaylı tetkikler için Adana'daki Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesine sevk edildi.</p>

<p>ÇÜ Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atılgan Tolga Akçam tarafından yapılan tetkiklerde, Soyla'nın pankreas ve safra kanallarının onikiparmak bağırsağına açıldığı yerde 5 santimetrelik tümör olduğu belirlendi.</p>

<p>Hastanın yaşı ve daha önce geçirdiği KOAH ve kalp krizi rahatsızlıklarından dolayı normalde ameliyatta uygulanan genel anestezi yönteminin riskli olduğuna karar verildi. Ameliyat öncesi değerlendirmeler sonucunda hastaya bölgesel anestezi yapılmasının uygun olduğu değerlendirildi.</p>

<p>Hasta yakınlarının onayıyla Soyla, ileri düzey cerrahi operasyon olan 'whipple' ameliyatına alındı. Uyutulmadan gerçekleştirilen ve 4 saat süren ameliyatla Soyla'nın pankreas ve safra kanallarının onikiparmak bağırsağına açıldığı noktada yer alan kanserli doku temizlendi.</p>

<p>Uygulanan yöntem sayesinde Soyla, ameliyatı esnasında doktor ve hemşirelerle de sohbet etti.</p>

<p><strong>- 'Ameliyatım çok iyi geçti'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tedavisinin ardından taburcu edilen Ayşe Soyla, AA muhabirine, sağlığına kavuştuğu için mutlu olduğunu söyledi.</p>

<p>Hastalığı nedeniyle zor günler yaşadığını dile getiren Soyla, 'Ameliyatım çok iyi geçti. Hemşire ikide bir konuşuyordu, 'Ayşe teyze, iyi misin, var mı bir sıkıntın?' diyordu. Çok rahat oldum. Ameliyattan sonra ağrım kalmadı. Öncesine göre kendimi iyi hissediyorum. Daha iyi olacağımdan da eminim. Hocalarıma teşekkür ediyorum.' diye konuştu.</p>

<p>Yunus Soyla da annesinin uyutulmadan gerçekleştirilen ameliyatın ardından şikayetlerinden kurtulduğunu ve kısa sürede sağlığına kavuştuğunu belirtti.</p>

<p><strong>- 'Hastamız sağlığına kavuştu'</strong></p>

<p>Ameliyatı gerçekleştiren Prof. Dr. Atılgan Tolga Akçam, bu tür ameliyatların nadir yapıldığına işaret etti.</p>

<p>Kanser ameliyatlarının uzun sürmesi nedeniyle genellikle genel anestezi altında gerçekleştirildiğini belirten Akçam, 'Hastamızın KOAH ve 5 ay önce geçirilmiş kalp krizi mevcuttu. Bu nedenle ameliyat çok riskliydi.' dedi.</p>

<p>Ameliyatta bölgesel anestezi yapılan hastanın ağrı duymadığını ifade eden Akçam, hastaların bilinci açık olduğu için komplikasyon oranlarının daha az görüldüğünü vurguladı.</p>

<p><strong>Ameliyatın başarılı geçtiğini anlatan Akçam, şöyle devam etti:</strong></p>

<p>'Ameliyat esnasında teyze biraz sıkıldı, sadece sırt üstü yatmak zor geldi kendisine. Arada biz ona 'İyi misin, nasılsın?' diye sorduk. Anestezi ekibinin başarısını göz ardı etmemek gerekiyor. Onlar da teyzeyi hoş tuttular. Biz o arada ameliyatımızı, konsantrasyonumuzu bozmadan gerçekleştirdik. Hastamız sağlığına kavuştu. Sağ salim işlerine devam edecek. Kalan ömründe bir problem yaşamayacağını düşünüyoruz.'</p>

<p><strong>- 'Amacımız yaşlı cerrahisinde bir farkındalık yaratmaktı'</strong></p>

<p><strong>Akçam, her hastaya whipple ameliyatı yapılamadığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:</strong></p>

<p>'Bu teknikle yapılan ameliyatın Türkiye'de bir ilk olduğunu biliyoruz. Bizden önce birileri yapmışsa yazmamışlar, onu bulamadığımız için şu an ilk vaka olarak bizim vakayı yayınlayacağız. Zaten dünyada da seçilmiş vakalarda sayılı olarak yapılmış bir teknik. Bizim amacımız burada yaşlı cerrahisinde bir farkındalık yaratmaktı, bunu da başardık. Hastalarımızda ölüm riskini azaltmak için bu tekniği uygun gördüğümüz hastalarda uyguladık ve başarılı olduk.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/uc-organin-birlestigi-noktadaki-kanserli-tumor-hasta-uyutulmadan-yapilan-ameliyatla-cikarildi</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 20:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/09/agency/aa/uc-organin-birlestigi-noktadaki-kanserli-tumor-hasta-uyutulmadan-yapilan-ameliyatla-cikarildi.jpg" type="image/jpeg" length="84911"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alerjisi olan çocuklarda adrenalin otoenjektörü hayati önem taşıyor]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/alerjisi-olan-cocuklarda-adrenalin-otoenjektoru-hayati-onem-tasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/alerjisi-olan-cocuklarda-adrenalin-otoenjektoru-hayati-onem-tasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi Çocuk İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ömer Akçal, daha önce anafilaksi geçirmiş çocukların adrenalin otoenjektörünü her zaman yanlarında bulundurmaları gerektiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, besin, arı sokması veya nedeni belirlenemeyen alerjik reaksiyonlar sonucunda gelişebilen anafilaksi, dakikalar içerisinde ilerleyerek hayatı tehdit edebiliyor.</p>

<p>Alerjik reaksiyonların en ağır tablolarından biri olan anafilaksi, çocuklarda çok kısa sürede ciddi solunum ve dolaşım sorunlarına neden olabiliyor.</p>

<p>Böyle bir durumda müdahalenin gecikmesi hayati risk oluştururken, doğru zamanda uygulanan adrenalin tedavisi ise kritik önem taşıyor.</p>

<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Doç. Dr. Ömer Akçal, özellikle daha önce anafilaksi geçiren çocukların ailelerinin acil durumlara hazırlıklı olması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Akçal, adrenalin otoenjektörünün çocukların yanında hazır bulundurulması gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:</p>

<p>'Adrenalin otoenjektörünün özellikle anafilaksi riski bulunan çocuklar açısından önemli bir acil müdahale aracıdır. Besin alerjisi ile ilişkili anafilaksi yaşayan çocukların, arı alerjisine bağlı anafilaksi olgularının ve özellikle daha ileri yaş gruplarında herhangi bir sebebi saptanamayan idiyopatik anafilaksi geçiren hastaların adrenalin otoenjektörünü temin edip yanlarında bulundurmaları gerekir.'</p>

<p>Anafilaksinin öngörülemeyen ve hızlı ilerleyebilen bir tablo olduğuna dikkati çeken Akçal, bu nedenle ailelerin acil durumda kullanılacak ilaca ulaşabilecekleri şekilde hazırlıklı olmalarının önem taşıdığını aktardı.</p>

<p>Akçal, adrenalin otoenjektörünün uygun koşullarda muhafaza edilmesinin önemine değinerek, '25 derecenin altında, çok soğuk veya çok sıcak ortamlardan kaçınarak ve ışık görmeyen bir yerde, orijinal ambalajı içerisinde muhafaza edilmesini istiyoruz.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Ailelerin ilacın son kullanma tarihini de düzenli olarak kontrol etmesi gerektiğini belirten Akçal, özellikle küçük çocukların ilaca ulaşamayacağı ancak acil durumlarda ebeveynlerin kolayca erişebileceği güvenli bir alanın tercih edilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>- 'Solunum ve dolaşım sistemiyle ilgili belirtiler önem taşıyor'</strong></p>

<p>Doç. Dr. Akçal, anafilaksinin belirtilerinin hızlı şekilde tanınmasının müdahale açısından kritik olduğunu aktararak, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>'Çok yaygın bir döküntüyle beraber saniyeler veya dakikalar içerisinde gelişen, hayati organların tutulduğu bir tablo varsa mutlaka adrenalin uygulanmalıdır. Özellikle solunum ve dolaşım sistemiyle ilgili belirtiler önem taşıyor. Öksürük, hırıltı, nefes darlığı ve solunum güçlüğünün yanı sıra bilinç bulanıklığı, aşırı uyku hali ve bayılma gibi belirtiler de ciddi reaksiyonun göstergesi olabilir. Bu durumda ailelerin daha önce kendilerine öğretilen şekilde adrenalin otoenjektörünü doğru anatomik bölgeye uygulaması ve ardından en yakın acil servise başvurması gerekiyor.'</p>

<p>Adrenalin otoenjektörünü kullanma konusunda ebeveynlerin endişe yaşayabildiğini anlatan Akçal, en çok zorlandığı noktalardan birinin, 'Çocuğuma zarar verir miyim, yanlışlıkla uygular mıyım veya gereksiz yere kullanır mıyım?' şeklindeki kaygılar olduğunu aktardı.</p>

<p>Akçal, poliklinikte demo preparatlarla hem anneyi hem babayı uygulamalı olarak eğittiklerini kaydederek, 'Eğitim sırasında otoenjektörün kilidinin nasıl açılacağı, çocuğun doğru pozisyonunun ve ilacın doğru anatomik bölgeye nasıl uygulanacağı birkaç kez uygulamalı olarak gösteriliyor, ailelere ayrıca bilgilendirici formlar, video içerikleri ve görseller de ulaştırılıyor.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anafilaksi riski bulunan çocukların ailelerinin özellikle seyahat dönemlerinde daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Akçal, şu tavsiyelerde bulundu:</p>

<p>'Ailelere, hayatı tehdit eden, ağır reaksiyon olan anafilaksi olgularında güçlü kalkanımız olan adrenalin otoenjektörünü mutlaka yanlarında taşınmalarını öneriyorum. Özellikle yurt içi veya yurt dışı tatillerde, sağlık kuruluşundan uzak bir noktaya seyahat ediliyorsa ilacın yanlarında olduğundan ve son kullanma tarihinin geçmediğinden mutlaka emin olmalılar.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/alerjisi-olan-cocuklarda-adrenalin-otoenjektoru-hayati-onem-tasiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 18:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/08/agency/aa/alerjisi-olan-cocuklarda-adrenalin-otoenjektoru-hayati-onem-tasiyor.jpg" type="image/jpeg" length="68077"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaşadığı nefes darlığının nedeni 'nadir görülen aort yırtılması'ymış]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/yasadigi-nefes-darliginin-nedeni-nadir-gorulen-aort-yirtilmasiymis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/yasadigi-nefes-darliginin-nedeni-nadir-gorulen-aort-yirtilmasiymis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kahramanmaraş'ta nefes darlığının aort damarındaki nadir yırtılmadan kaynaklandığı belirlenen 49 yaşındaki Asım Köse, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yapılan başarılı operasyonla sağlığına kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşık bir ay önce nefes darlığı şikayetiyle Gaziantep'teki hastaneye başvuran polis memuru Köse, şikayetleri geçmeyince KSÜ Eğitim ve Araştırma Hastanesinden destek istedi.</p>

<p>Bu sürede tat ve koku kaybı da yaşamaya başlayan Köse'ye yapılan tetkiklerde, aort damarındaki yırtılmanın, kalbin sağ tarafında yaklaşık 2 santimetrelik delik oluşturduğu ve bunun sonucunda akciğerlere fazla miktarda kan giderek ciddi nefes darlığına neden olduğu belirlendi.</p>

<p>Hastanenin Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Kirişçi ve ekibi tarafından ameliyata alınan Köse'nin kalbinin sağ tarafındaki delik, özel yamalarla kapatıldı, aort damarındaki yırtık onarıldı ve akciğerlere giden damarlardaki darlık ve tıkanıklık giderildi.</p>

<p><strong>- 'Nadir görülen tablo'</strong></p>

<p>Kirişçi, AA muhabirine, hastanın tetkiklerinde nadir görülen bir tabloyla karşılaştıklarını söyledi.</p>

<p>Normal şartlarda bu tür yırtılmaların damarın dışına doğru ilerleyerek ani ölüme neden olabileceğini belirten Kirişçi, şöyle konuştu:</p>

<p>'Ameliyat sırasında bunun gerçekten çok nadir görülen bir tablo olduğunu gördük. Literatür araştırmalarımızda böyle bir tablonun 100 binde 15 görüldüğünü tespit ettik. Hastamızı ameliyata alarak kalbin sağ tarafındaki yaklaşık 2 santimetrelik deliği özel yamalarla kapattık, aort damarındaki yırtığı onardık ve akciğerlere giden damarları açarak çok komplike bir operasyonu başarıyla tamamladık.'</p>

<p>Kirişçi, ameliyatın ardından Köse'nin iştahsızlık ve tat alamama şikayetlerinin ortadan kalktığını, rahat nefes alabildiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>- 'Hayatta kalmamın adeta bir mucize olduğunu söylediler'</strong></p>

<p>Asım Köse de yaşadığı durumun çok nadir görüldüğünü öğrendiğini belirterek 'Doktorlar hayatta kalmamın adeta bir mucize olduğunu söylediler. Şu anda çok iyiyim, çok şükür sağlığıma kavuştum. Emeği geçen bütün hocalarıma ve sağlık çalışanlarına teşekkür ediyorum.' dedi.</p>

<p>Köse'nin eşi Fatma Köse ise eşinin ameliyatın ardından rahat nefes alabildiğini ve yemek yiyebildiğini ifade ederek tedavisinde emeği geçen sağlık çalışanlarına teşekkür etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kahramanmaraş, Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/yasadigi-nefes-darliginin-nedeni-nadir-gorulen-aort-yirtilmasiymis</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 15:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/08/agency/aa/yasadigi-nefes-darliginin-nedeni-nadir-gorulen-aort-yirtilmasiymis.jpg" type="image/jpeg" length="33516"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Düzenli şekerli içecek tüketimi mide kanseri riskini artırabiliyor]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/duzenli-sekerli-icecek-tuketimi-mide-kanseri-riskini-artirabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/duzenli-sekerli-icecek-tuketimi-mide-kanseri-riskini-artirabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medicana Çamlıca Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Altıntaş, şekerli içecekleri günlük beslenmenin rutin bir parçası haline getirmemenin, midenin yanı sıra genel sağlık açısından da doğru bir yaklaşım olacağını belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medicana Sağlık Grubundan yapılan açıklamaya göre, gazlı ve şeker ilaveli içeceklerle ilgili yapılan yeni bir araştırma, mide kanseri açısından dikkati çekici sonuçlar ortaya koydu.</p>

<p>Gastro Hep Advances dergisinde yayımlanan araştırmada, 'Nurses' Health Study' ve 'Health Professionals Follow-Up Study' kapsamında takip edilen 112 bin 284 kişinin beslenme, yaşam tarzı ve sağlık verileri değerlendirildi.</p>

<p>Uzun yıllara yayılan takip sürecinde, 278 kişide mide kanseri gelişti. Araştırmada gazlı içecekler, meyve aromalı içecekler, limonata ve sporcu içecekleri gibi şeker ilaveli içeceklerin tüketimi ile mide kanseri görülme sıklığı arasındaki ilişki incelendi. Buna göre, günde en az bir porsiyon şekerli içecek tüketen kişilerde mide kanseri görülme riski, ayda bir porsiyondan daha az tüketenlere kıyasla 2,45 kat daha yüksek bulundu. Araştırmada, yüksek fruktoz tüketiminin de mide kanseri görülme sıklığındaki artışla ilişkili olduğu belirlendi.</p>

<p><strong>Açıklamada görüşlerine yer verilen Doç. Dr. Altıntaş, çalışmanın önemli bir uyarı niteliğinde olduğunu ancak bulguların doğru yorumlanması gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:</strong></p>

<p>'Bu çalışma, şekerli içecek tüketimi ile mide kanseri arasında bir ilişki olduğunu ortaya koyuyor ancak şekerli içeceklerin doğrudan mide kanserine neden olduğunu göstermiyor. Araştırmanın gözlemsel olması nedeniyle neden-sonuç ilişkisi kurmak mümkün olmaz ancak günlük ve düzenli şekerli içecek tüketiminin genel sağlık açısından olumsuz etkileri düşünüldüğünde, bu tür içeceklerin tüketimini sınırlandırmak, sağlıklı bir yaklaşım olacak.'</p>

<p>Altıntaş, mide kanserinin çok faktörlü bir hastalık olduğunu, helicobacter pylori enfeksiyonu, sigara kullanımı, yüksek tuz tüketimi, tütsülenmiş ve işlenmiş gıdaların fazla tüketilmesi, fazla kilo ve bazı genetik faktörlerin mide kanseri riskini etkileyebildiğini aktardı.</p>

<p>Söz konusu kanserden korunmak için tek bir besine veya içeceğe odaklanmak yerine genel yaşam tarzının değerlendirmesi gerektiğini kaydeden Altıntaş, 'Burada önemli olan, bir kişinin zaman zaman şekerli içecek tüketmesinin mide kanseri olacağı anlamına gelmediğini bilmek. Söz konusu olan, uzun vadeli ve düzenli tüketim alışkanlıkları. Bu nedenle araştırmanın sonuçlarını korku yaratacak şekilde değil, günlük beslenme alışkanlıklarımızı gözden geçirmek için bir fırsat olarak değerlendirmek gerekiyor.' değerlendirmesini yaptı.</p>

<p><strong>- 'Açıklanamayan kilo kaybı önemli bir uyarı işareti olabilir'</strong></p>

<p>Mide kanserinin erken dönemlerinde herhangi bir belirti görülmeyebileceğine işaret eden Altıntaş, uzun süren veya giderek artan mide şikayetlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini aktardı.</p>

<p>Altıntaş, mide ağrısı, hazımsızlık, şişkinlik, iştahsızlık veya bulantı gibi şikayetlerin toplumda sık görüldüğünü ve çoğu zaman farklı nedenlerden kaynaklandığını belirterek, 'Ancak bu yakınmaların uzun süre devam etmesi, giderek şiddetlenmesi veya kilo kaybı, erken doyma, yutma güçlüğü, kusma ya da kansızlık gibi belirtilerle görülmesi durumunda, mutlaka hekim değerlendirmesi gerekiyor. Özellikle açıklanamayan kilo kaybı, önemli bir uyarı işareti olabilir.' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Mide kanserinden korunmada sağlıklı beslenme ve yaşam tarzının önemli olduğunu vurgulayan Altıntaş, günlük sıvı ihtiyacını karşılamak için öncelikli tercihin su olması gerektiğinin altını çizerek, şu değerlendirmelerde bulundu:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Şekerli içecekleri günlük beslenmenin rutin bir parçası haline getirmemek, yalnızca mide sağlığı açısından değil, genel sağlık açısından da doğru bir yaklaşım. Bunun yanında sigaradan uzak durmak, sağlıklı kiloyu korumak, dengeli ve çeşitli beslenmek, gerekli durumlarda Helicobacter pylori açısından değerlendirilmek ve devam eden mide şikayetlerini ihmal etmemek, önemli. Kanserden korunmada en doğru yaklaşım, tek bir alışkanlığa odaklanmak yerine bütünsel bir yaşam tarzı oluşturmak.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/duzenli-sekerli-icecek-tuketimi-mide-kanseri-riskini-artirabiliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 00:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/08/agency/aa/duzenli-sekerli-icecek-tuketimi-mide-kanseri-riskini-artirabiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="24567"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Libyalı hasta doku nakli ameliyatıyla elini yeniden kullanmaya başladı]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/libyali-hasta-doku-nakli-ameliyatiyla-elini-yeniden-kullanmaya-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/libyali-hasta-doku-nakli-ameliyatiyla-elini-yeniden-kullanmaya-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Burak Özkan: - 'Ameliyat başarılı geçti, dikişler iki haftada alındı ve hasta artık fizik tedavi sürecine geçiyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p> Libya'da geçirdiği iş kazasının ardından avuç içindeki doku kaybı ve hareket kısıtlılığı nedeniyle elini kullanmakta güçlük çeken 55 yaşındaki Libyalı Suat Abdullah Tahir, Medipol Mega Üniversite Hastanesinde uygulanan doku nakli ameliyatının ardından el fonksiyonlarını yeniden kazanmaya başladı.</p>

<p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, daha önce farklı ülkelerde tedavi gören ancak sonuç alamayan Tahir, Medipol Mega Üniversite Hastanesine başvurdu. Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Burak Özkan ve ekibi, hastanın kolunun yan bölgesinden aldıkları ince dokuyu avuç içine naklederek hastanın sağlığına kavuşmasına yardımcı oldu.</p>

<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Doç. Dr. Özkan, hastanın yıllar önce geçirdiği iş kazasının ardından avuç içinde doku kaybı ve ilerleyici enfeksiyon geliştiğini belirtti.</p>

<p>Hastanın uzun süre fizik tedavi görmemesi nedeniyle elin iç yapısının sertleştiğini ve hareketlerinin kısıtlandığını belirten Özkan, bu nedenle öncelikle eldeki sert dokuları temizlediklerini ve kolun yan bölgesinden aldıkları ince bir dokuyu elin iç yüzeyine yerleştirdiklerini aktardı.</p>

<p><strong>Özkan, ameliyatın en önemli noktalarından birinin, el fonksiyonlarını bozmadan doku transferini gerçekleştirmek olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:</strong></p>

<p>'Avuç içi yapısı çok ince olduğu için buraya kalın dokular uygulanamaz. Biz de hem estetik hem işlevsel sonuç almak için koldan aldığımız ince dokuyla bu bölgeyi onardık. Ameliyat başarılı geçti, dikişler iki haftada alındı ve hasta artık fizik tedavi sürecine geçiyor.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hasta Suat Abdullah Tahir de kaza sonrası yaşadığı zorlu sürece ilişkin yaptığı değerlendirmede, daha önce farklı ülkelerde birkaç hastaneye başvurduğunu ancak sonuç alamadığını ifade etti.</p>

<p>Tahir, 'Dikiş atıldı ama fayda görmedim. Yaralar kapandıktan sonra apse oluştu. En sonunda Türkiye'ye geldim. Burada çok güzel karşılandım, ameliyatım başarılı geçti. Şimdi fizik tedaviye başlayacağım. Burak Hoca ve tüm ekibine çok teşekkür ederim.' değerlendirmesinde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/libyali-hasta-doku-nakli-ameliyatiyla-elini-yeniden-kullanmaya-basladi</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 01:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/08/agency/aa/libyali-hasta-doku-nakli-ameliyatiyla-elini-yeniden-kullanmaya-basladi.jpg" type="image/jpeg" length="37473"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yanlış klima kullanımı sinüzit riskini artırıyor]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/yanlis-klima-kullanimi-sinuzit-riskini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/yanlis-klima-kullanimi-sinuzit-riskini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medicana Sağlık Grubu Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Cenk Evren, klima kullanımında, ortam sıcaklığının dengeli tutulması, filtre bakımının düzenli yapılması ve doğrudan hava akımına maruz kalınmamasının sinüs sağlığının korunmasına katkı sağladığını belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, yaz aylarında klima kullanımıyla birlikte burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, yüz ve baş ağrısı gibi şikayetlerle sağlık kuruluşlarına başvurular artabiliyor.</p>

<p>Serinlemek amacıyla kullanılan klimalar yaşam konforunu artırırken, yanlış kullanım alışkanlıkları burun ve sinüs sağlığını olumsuz etkileyebiliyor.</p>

<p>Ortamın aşırı soğutulması, havadaki nem oranının azalması ve düzenli bakımı yapılmayan klima sistemleri, özellikle hassas bireylerde burun mukozasının doğal savunma mekanizmasını zayıflatarak sinüzit gelişimine zemin hazırlayabiliyor.</p>

<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Cenk Evren, yanlış klima kullanımının yalnızca geçici burun şikayetlerine neden olmadığını, klimaların oluşturduğu kuru ve soğuk havanın burun mukozasında kuruluk ve ödem oluşturarak sinüslerin doğal havalanmasını bozabildiğini belirtti.</p>

<p>Evren, özellikle kronik sinüzit, alerjik rinit, astım ve KOAH gibi hastalıkları bulunan kişilerde bu etkinin daha belirgin görülebildiğini vurgulayarak, doğru klima kullanım alışkanlıklarının burun ve sinüs sağlığının korunmasında önemli rol oynadığını anlattı.</p>

<p>Evren, sinüslerde doğal hava dolaşımının bozulmasıyla içeride biriken salgının dışarı atılamamasının bakterilerin çoğalmasına uygun bir ortam oluşturabildiğine dikkati çekerek, bu durumun zamanla alın, yanak ve göz çevresinde basınç hissi, yüz ağrısı, burun tıkanıklığı ve geniz akıntısı gibi sinüzit belirtilerinin ortaya çıkmasına neden olabildiğini aktardı.</p>

<p><strong>- Filtre bakımı enfeksiyon riskini azaltıyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Düzenli temizlenmeyen klima filtrelerinde birikebilen toz, polen ve diğer partiküllerin alerjik bünyeye sahip kişilerde burun tıkanıklığı, hapşırık ve mukozada şişlik gibi yakınmaları artırdığına işaret eden Evren, merkezi havalandırma sistemlerinin yoğun kullanıldığı iş yerlerinde çalışan kişilerin doğrudan hava akımına uzun süre maruz kalmamaya özen göstermeleri gerektiğini, ani sıcaklık değişimlerinin de burun mukozasını olumsuz etkileyebileceğini vurguladı.</p>

<p><strong>Evren, klima kullanımında yapılan basit hataların sinüzit gelişimini kolaylaştırabileceğinin altını çizerek, şunları kaydetti:</strong></p>

<p>'Cihazın ortamı gereğinden fazla soğutacak şekilde düşük sıcaklıklarda çalıştırılması ve hava akımının doğrudan yüze yönlendirilmesi burun ile sinüs mukozasını olumsuz etkileyebiliyor. Ortam neminin korunmaması nedeniyle sinüs salgıları koyulaşarak doğal yollarla dışarı atılamayabiliyor. Ortam sıcaklığının dengeli tutulması, filtre bakımının düzenli yapılması ve doğrudan hava akımına maruz kalınmaması sinüs sağlığının korunmasına katkı sağlıyor.'</p>

<p>Burun tıkanıklığı, yüz ağrısı ve geniz akıntısı gibi şikayetlerin uzun süre devam etmesi halinde mutlaka uzmana başvurulması gerektiğini belirten Evren, 'Erken tanı ve uygun tedaviyle kronikleşebilecek sinüs hastalıkları önlenebilir. Yaz aylarında klima kullanımında alınacak basit önlemlerle hem burun hem de sinüs sağlığının korunması mümkün.' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/yanlis-klima-kullanimi-sinuzit-riskini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 00:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/08/yanlis-klima-kullanimi-sinuzit-riskini-artiriyor.webp" type="image/jpeg" length="23974"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İdrar rengindeki koyulaşma susuzluk belirtisi olabilir]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/idrar-rengindeki-koyulasma-susuzluk-belirtisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/idrar-rengindeki-koyulasma-susuzluk-belirtisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ozan Efesoy, açık sarı olması gereken idrarın renginin koyulaşmasının vücudun susuz kaldığının habercisi olabileceğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Efesoy, AA muhabirine, yaz aylarında polikliniklere 'koyu renk idrar' şikayetiyle yapılan başvuruların arttığını söyledi.</p>

<p>Şikayetlerin genelde sıcak havada az miktarda su tüketilmesinden kaynaklandığını dile getiren Efesoy, 'Özellikle sıcak havalarda nefes ve terlemeyle çok fazla sıvı kaybettiğimiz için kış aylarına kıyasla daha fazla su içmemiz gerekiyor. Sıvı alımımız az olduğu zaman bu şekilde idrarda koyulaşma görebiliyoruz.' dedi.</p>

<p>Efesoy, tüketilen gıdalar ve kullanılan ilaçların da idrar rengini etkileyebildiğini belirtti.</p>

<p>Suyu az içmenin, böbrek yetmezliği ve böbrek taşı riskini artırdığına dikkati çeken Efesoy, 'Herkes susadığını hissedemeyebiliyor, erteleyebiliyor. Özellikle çocuk ve yaşlı hastalarda daha sık karşılaşılan bir şey. 'Benim canım hiç su istemiyor' diyen hastalarımız da var. Mutlaka su içmemiz gerekiyor. İdrar rengimiz alarm veriyorsa, koyuysa, açık sarı değilse demek ki su içmemiz, su miktarını artırmamız gerekiyor. Bu bir insanda ortalama 3 litre diye geçer.' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>- İdrarda kanama aralıklı görülse de hastaneye başvurulmalı</strong></p>

<p>Özellikle yaz aylarında idrar renginin yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Efesoy, şöyle konuştu:</p>

<p>'İdrar rengimiz normalde 'saman sarısı' veya 'açık sarı' dediğimiz şeffaf bir renk olmalı. Kırmızı, kanlı idrar bizim için en önemli alarm bulgusu. Bunun dışında idrarda başka renk değişiklikleri olabilir. Böbrek dışında özellikle karaciğer, pankreas hastalıklarına bağlı idrarda koyu renkte bir sarı olabilir. Enfeksiyonlara bağlı yeşil veya hastalıklara bağlı nadir görülen mavi ve mor renk idrar da bizim için alarm semptomlarıdır. Koyulaşma dışında hemen hepsinde hızlı şekilde hastaneye müracaat etmemiz gerekir. Koyulaşmada idrarımızda bol su alarak, sıvı dengemizi sağlayarak açılırsa problem yok ama bazı hastalarda 'hematüri' dediğimiz idrarda kanama aralıklı olabiliyor. Örneğin bugün idrarımızda kanama olabiliyor. 5-10 gün, 15 gün olmuyor ama 10-15 gün sonra tekrarlayabiliyor. Bu tarz aralıklı idrarda kanama da aslında bizim için çok önemli bir bulgu, önemli hastalıkların işareti olabilir. İdrarımızda renk değişikliği oldu, su içtik, düzeldi. Sorun yok ama idrarımızda özellikle kırmızı renk ara ara oluyorsa, es geçebileceğimiz, önemsemeyeceğimiz bir bulgu değil. Mutlaka hastaneye başvurmalıyız.'</p>

<p>Efesoy, yaşlılar, çocuklar, diyabet ve hipertansiyon hastalarının böbreklerini korumasının önemli olduğunu, bu gruptaki kişilere su içmelerinin hatırlatılması gerektiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>- Gazlı içecekler suyun yerini tutmuyor</strong></p>

<p>Gazlı içecek tüketiminin, vücudun su ihtiyacını artırdığını ifade eden Prof. Dr. Ozan Efesoy, 'Suyun yerini tutacak hiçbir şey yok. Belki ayranı ayırabiliriz. Ayran dışında hiçbir içecek suyun yerini tutmaz. Aksine siz gazlı bir içecek içtiğinizde, özellikle enerji içecekleri, hatta çay içtiğinizde 'solüt yükü' dediğimiz şey oluşuyor. Özellikle gazlı içeceklerde daha fazla asitle maruz kalıyorsunuz. Bunları atacak daha fazla da su ihtiyacınız oluyor. Tam tersine bunları içtiğiniz zaman su ihtiyacınızı karşılamak bir yana daha fazla da su içmeniz gerektiren bir ortam oluşturuyorsunuz. Kesinlikle bu içeceklerin hiçbiri suyun yerini tutmuyor.' değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Efesoy, tek seferde 1-2 litre su içilmesi yerine tüketimin zamana yayılarak yapılmasının daha sağlıklı olduğunu sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Mersin, Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/idrar-rengindeki-koyulasma-susuzluk-belirtisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 00:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/08/i-41.jpg" type="image/jpeg" length="50019"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İşitme engelli kadın, kadavradan yapılan böbrek nakliyle diyalizden kurtuldu]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/isitme-engelli-kadin-kadavradan-yapilan-bobrek-nakliyle-diyalizden-kurtuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/isitme-engelli-kadin-kadavradan-yapilan-bobrek-nakliyle-diyalizden-kurtuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kahramanmaraş'ta 10 yıldır böbrek hastalığıyla mücadele eden ve son bir yıldır diyaliz tedavisi gören doğuştan işitme engelli 36 yaşındaki Ümran Akkaya, kadavradan yapılan böbrek nakliyle sağlığına kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi'nde böbrek yetmezliği tedavisi gören Akkaya'ya, trafik kazası sonucu beyin ölümü gerçekleşen 19 yaşındaki bir gencin bağışlanan böbreği başarılı operasyonla nakledildi.</p>

<p>Yaklaşık 4 aydır organ bekleme listesinde bulunan Akkaya, sabah saatlerinde gelen uygun organ haberiyle hastaneye çağrıldı. Yapılan değerlendirmelerde doku uyumu ve tıbbi kriterler doğrultusunda adaylar arasından seçilen Akkaya'nın ameliyatı yaklaşık 3 saat sürdü.</p>

<p>Naklin ardından sağlık durumu iyi olan Akkaya'nın tedavisi hastanede devam ediyor.</p>

<p>Akkaya'nın annesi Hasibe Akkaya, AA muhabirine, kızının yaklaşık bir yıldır diyalize girdiğini belirterek, sabah erken saatlerde gelen telefonla büyük sevinç yaşadıklarını söyledi.</p>

<p>Organ bağışında bulunan gencin ailesine minnettar olduklarını dile getiren Akkaya, 'Yapılan değerlendirmelerde 5 hasta arasından kızım seçildi. Çok mutlu olduk. Organ bağışında bulunan gencin vefat ettiğini öğrenince çok üzüldüm. Allah rahmet eylesin. Ailesine çok teşekkür ediyorum. Ömrümün sonuna kadar dualarımda olacaklar, her zaman hayırla anacağım.' dedi.</p>

<p>KSÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Yan Dal Araştırma Görevlisi Dr. Esra Taşgetiren de Sağlık Bakanlığınca gönderilen uygun alıcı listesi doğrultusunda hastaları değerlendirdiklerini anlattı.</p>

<p>Sabah saatlerinde Ümran Akkaya'yı hastaneye çağırdıklarını ifade eden Taşgetiren, 'Diğer aday hastalarla birlikte doku uyumu ve tetkiklerini değerlendirdik. En uygun alıcı Ümran Akkaya oldu. Nakil başarılı geçti, herhangi bir sorun yaşanmadı. Hastamızın genel sağlık durumu iyi.' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>KSÜ Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Sezgin Topuz ise ameliyatın yaklaşık 3 saat sürdüğünü belirterek, 'Beyin ölümü gerçekleşen gencimizin ailesinin organ bağışı sayesinde böbreklerden biri hastamıza nakledildi. Yaklaşık bir yıldır diyaliz tedavisi gören hastamıza başarılı bir böbrek nakli gerçekleştirdik. Şu anda hastamızın durumu gayet iyi. Bundan sonraki süreçte böbreğin vücut tarafından kabul edilmesini yakından takip edeceğiz.' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kahramanmaraş, Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/isitme-engelli-kadin-kadavradan-yapilan-bobrek-nakliyle-diyalizden-kurtuldu</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 00:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/07/agency/aa/isitme-engelli-kadin-kadavradan-yapilan-bobrek-nakliyle-diyalizden-kurtuldu.jpg" type="image/jpeg" length="87958"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilgi Üniversitesi öğrencisinden kanama bozukluğu için yenilikçi sistem]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/bilgi-universitesi-ogrencisinden-kanama-bozuklugu-icin-yenilikci-sistem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/bilgi-universitesi-ogrencisinden-kanama-bozuklugu-icin-yenilikci-sistem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Bilgi Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü öğrencisi Funda Azra Yılmaz, kalıtsal kanama bozukluğuna sahip bireylerin evde tedavi süreçlerini desteklemek amacıyla 'HemoCare' adlı sistem geliştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, Yılmaz, Prof. Dr. Özlem Er, Refik Burak Atatür, Batuhan Esirger ve Yeşim Eröktem yürütücülüğünde Mezuniyet Projesi dersi kapsamında geliştirdiği sistemle damar yolu tedavisinin daha güvenli, sistemli ve kullanıcı dostu şekilde yönetilmesini hedefliyor.</p>

<p>Kendisinin de kalıtsal bir kanama bozukluğu olan 'von Willebrand' hastalığına sahip olması nedeniyle damar yolu tedavi sürecini yakından deneyimleyen Yılmaz, söz konusu projeyi hastaların evde tedavi süreçlerinde karşılaştıkları güçlüklerden yola çıkarak hayata geçirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bireylerin kendi kendine tedavi süreçlerini desteklemeyi ve tedaviye uyumlarını artırmayı amaçlayan HemoCare, fiziksel tedavi kiti, mobil uygulama ve tedavi için gerekli malzemelerin düzenli temin edilmesini sağlayan abonelik sisteminden oluşuyor.</p>

<p>Sistemin dikkati çeken özelliklerinden taşıma çantası, açıldığında kullanıcıyı adım adım yönlendiren bir hazırlık matına dönüşüyor. Soğuk zincir bölmesi ve silikon damar modeli de tedavi sürecini destekleyen bileşenler arasında yer alıyor. Mobil uygulama da tedavi takibi, ilaç stoku yönetimi ve hatırlatma özelliklerini tek bir platformda sunarken, kullanıcıyı tedavi sürecine aktif dahil eden interaktif yapısıyla öne çıkıyor.</p>

<p>- 'Bütüncül bir yaklaşım sunuyor'</p>

<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Funda Azra Yılmaz, mevcut çözümlerin çoğunlukla yalnızca saklama veya takip işlevlerine odaklandığını, HemoCare'nin ise tedavi deneyimini baştan sona ele alan bütüncül bir yaklaşım sunduğunu belirtti.</p>

<p>Yılmaz, Türkiye'de kalıtsal kanama bozukluğuna sahip bireylere yönelik kapsamlı bir mobil uygulamanın bulunmamasının projenin geliştirilmesinde belirleyici unsurlar arasında yer aldığını aktararak, şunları kaydetti:</p>

<p>'HemoCare, estetik ve kullanım kolaylığını bir arada ele alarak tedavi sürecinin günlük yaşama daha kolay entegre edilmesine olanak sağlıyor. Bu projeyi geliştirirken yalnızca bir tasarımcı olarak değil, aynı zamanda aynı tedavi sürecini deneyimleyen bir kullanıcı olarak hareket ettim. Amacım, bireylerin kendi kendine tedavi sürecini destekleyen ve tedavilerini daha güvenli bir şekilde yönetmesini teşvik eden bütünleşik bir sistem geliştirmekti.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/bilgi-universitesi-ogrencisinden-kanama-bozuklugu-icin-yenilikci-sistem</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 05:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/07/agency/aa/bilgi-universitesi-ogrencisinden-kanama-bozuklugu-icin-yenilikci-sistem.jpg" type="image/jpeg" length="61123"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzun süreli ses kısıklığı ve boyunda şişlik baş boyun kanseri belirtisi olabilir]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/uzun-sureli-ses-kisikligi-ve-boyunda-sislik-bas-boyun-kanseri-belirtisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/uzun-sureli-ses-kisikligi-ve-boyunda-sislik-bas-boyun-kanseri-belirtisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Lokman Hekim Sağlık Grubu Akay Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Güleser Saylam, 3 haftayı aşan ses kısıklığı, boyunda ağrısız şişlik ve iyileşmeyen ağız yaralarının, baş boyun kanserlerinin belirtisi olabileceğini bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Lokman Hekim Sağlık Grubundan yapılan yazılı açıklamada, 'Dünya Baş Boyun Kanserleri Farkındalık Günü' dolayısıyla Saylam'ın yaptığı değerlendirmelere yer verildi.</p>

<p>Saylam, toplumda yeterince bilinmese de baş boyun kanserlerinin dünyada en sık görülen kanser türlerinden biri olduğunu belirtti. Baş boyun kanserlerinin dudak, ağız içi, dil, bademcik, yutak, gırtlak, burun boşluğu, sinüsler, tükürük bezleri ve tiroit bezinde gelişen tümörleri kapsadığını aktaran Saylam, bu bölgenin hem hayati fonksiyonların, hem de sosyal kimliğin merkezi olduğuna işaret etti.</p>

<p>Hastaların önemli bir bölümünün, belirtileri soğuk algınlığı veya diş kaynaklı sorunlarla karıştırdığını, bu nedenle tanıda gecikmeler yaşanabildiğine dikkati çeken Saylam, 'Bu kanserler sadece yaşam süresini değil, konuşma, yutma, nefes alma ve estetik görünüm gibi temel insani fonksiyonları da doğrudan etkiler. Bu nedenle farkındalık, tedavinin ilk ve en önemli adımıdır.' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>- 'Tütün ve alkol kullanımı başlıca risk faktörü'</p>

<p>Saylam, baş boyun kanserlerinin gelişiminde, tütün ve alkol kullanımının başlıca risk faktörleri arasında bulunduğunu, son yıllarda ise Human Papilloma Virüsü'nün (HPV) orofarinks yani bademcik, dil kökü ve yumuşak damak kanserlerinin en yaygın nedenlerinden biri haline geldiğini kaydetti.</p>

<p>Güneş ışınlarına uzun süre maruz kalmanın dudak kanseri riskini artırdığının altını çizen Saylam, yetersiz ağız hijyeniyle kötü uyumlu protezlerin de ağız içinde kronik tahrişe yol açabildiğini vurguladı.</p>

<p>Saylam, 3 haftayı aşan ses kısıklığı, ağız içinde iyileşmeyen yaralar, yutma güçlüğü, boyunda ağrısız şişlik, tek taraflı burun tıkanıklığı ve tekrarlayan burun kanamalarının ihmal edilmemesi gerektiğine dikkati çekerek, bu şikayetlerin daha uzun sürmesi halinde vakit kaybetmeden bir kulak burun boğaz ve baş boyun cerrahisi uzmanına başvurulması tavsiyesinde bulundu.</p>

<p>- 'Erken teşhis yaşam kalitesini koruyor'</p>

<p>Baş boyun kanserlerinin büyük bölümünün önlenebilir olduğuna işaret eden Saylam, sigara ve tütün ürünlerinden uzak durulması, alkol tüketiminin sınırlandırılması, HPV aşısı konusunda hekim görüşü alınması, ağız sağlığına özen gösterilmesi ve dengeli beslenmenin korunmadaki önemine değindi.</p>

<p>Saylam, tedavi başarısında erken teşhisin öneminin altını çizerek, şunları kaydetti:</p>

<p>'Maalesef baş boyun kanseri tanısı alan hastalarımızın yarısını, bu hastalıkla ilişkili nedenlerden kaybediyoruz. Ancak erken evrede yakalanan baş boyun kanserlerinde, tedavi başarı oranı yüzde 80-90'lara ulaşabiliyor. İşte bu nedenle erken teşhis ve müdahale hayat kurtarıyor ve aynı zamanda hastanın sesini, konuşmasını, yutma fonksiyonlarını ve genel yaşam kalitesini de koruyor.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/uzun-sureli-ses-kisikligi-ve-boyunda-sislik-bas-boyun-kanseri-belirtisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 20:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/07/agency/aa/uzun-sureli-ses-kisikligi-ve-boyunda-sislik-bas-boyun-kanseri-belirtisi-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="25003"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kırgızistanlı feokromasitoma hastası genç Türkiye'de sağlığına kavuştu]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/kirgizistanli-feokromasitoma-hastasi-genc-turkiyede-sagligina-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/kirgizistanli-feokromasitoma-hastasi-genc-turkiyede-sagligina-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırgızistan'da feokromasitoma (böbrek üstü bezinde, daha az sıklıkla da sempatik sinir düğümlerinde gelişen tümör​​​​​​​) tanısı konulan 22 yaşındaki Zarina Narynbek, yakınlarının tavsiyesi üzerine tedavi için geldiği Kahramanmaraş'ta gerçekleştirilen başarılı ameliyatla yeniden sağlığına kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşık üç yıl önce yüksek tansiyon, aşırı terleme, çarpıntı, baş ağrısı ve halsizlik şikayetleri başlayan Narynbek, ülkesinde başvurduğu sağlık kuruluşlarında sonuç alamayınca yakınlarının araştırması sonucu Gastroenterolojik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Bahtiyar Muhammedoğlu ile iletişime geçti.</p>

<p>Kahramanmaraş'taki özel bir sağlık kuruluşunda yapılan ayrıntılı tetkiklerde, Narynbek'in arter ve aort damarları arasında tümör tespit edilmesi üzerine ameliyat kararı alındı.</p>

<p>Tümör, yaklaşık 5 saat süren operasyonla başarıyla çıkarıldı.</p>

<p>Zarina Narynbek, AA muhabirine, 3 yıldır ciddi sağlık sorunları yaşadığını, sorununa ülkesinde çözüm bulamayınca yaptığı araştırma sonucunda Kahramanmaraş'a geldiğini anlattı.</p>

<p>Kış aylarında bile aşırı terleme nedeniyle pencereyi açıp yattığını dile getiren Narynbek, ameliyatın ardından üşüme hissini yaşadığını ifade etti.</p>

<p>Narynbek, 'Üç yıldır hastaydım, tansiyon yüksekliği, terleme, çarpıntı, baş ağrısı ve her gün halsizliğim vardı. Uyku yoktu. Ameliyattan sonra şikayetlerin hiçbiri kalmadı. Çarpıntım yok, tansiyonum normal, halsiz değilim, uykum düzenli, her şey yolunda gidiyor.' dedi.</p>

<p><strong>- 'Artık üşümeye başladı'</strong></p>

<p>Baba Sarpasov Narynbek de kızının 3 yıldır yaşadığı sağlık sorunlarının Türkiye'de uygulanan tedavinin ardından ortadan kalktığını anlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Akrabalarının yönlendirmesiyle geldikleri Türkiye'de şifayı bulduklarını dile getiren Narynbek, 'Ameliyattan sonra çok iyi, tansiyonu yükselmiyor normal seyrediyor. Artık eskisi gibi açık klimayla uyumuyoruz. Normal bir insan gibi soğuk olduğunda yorgan istiyor. Artık üşümeye başladı.' diye konuştu.</p>

<p><strong>- Nadir hastalıklardan biri</strong></p>

<p>Ameliyatı gerçekleştiren Doç. Dr. Bahtiyar Muhammedoğlu ise hastanın böbrek üstü bezinin iç kısmından kaynaklanan feokromasitoma tümörünün başarıyla çıkarıldığını belirtti.</p>

<p>Yüksek tansiyon, çarpıntı, baş ağrısı ve aşırı terleme gibi belirtilerle ortaya çıkan bu rahatsızlığın bir milyonda 2-3 kişide görülen nadir hastalıklardan biri olduğunu ifade eden Muhammedoğlu, ileri düzey laparoskopik cerrahi gerektiren operasyonun başarılı geçtiğini söyledi.</p>

<p>Muhammedoğlu, hastanın ameliyat sonrası hızla normal yaşamına döndüğünü belirterek, 'Artık bundan sonra tansiyon ilacı kullanmasına da gerek kalmayacak.' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kahramanmaraş, Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/kirgizistanli-feokromasitoma-hastasi-genc-turkiyede-sagligina-kavustu</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 19:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/07/agency/aa/kirgizistanli-feokromasitoma-hastasi-genc-turkiyede-sagligina-kavustu.jpg" type="image/jpeg" length="46177"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz sıcağında araçta bırakılan ilaçlar tedaviyi riske atabilir]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/yaz-sicaginda-aracta-birakilan-ilaclar-tedaviyi-riske-atabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/yaz-sicaginda-aracta-birakilan-ilaclar-tedaviyi-riske-atabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Biruni Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Tuncer Değim: - 'İlacın görünümünde herhangi bir değişiklik olmasa bile sıcaklıktan etkilenmiş olabilir. Uzun süre sıcak araçta kalan ilaçlar, eczacıya danışılmadan kullanılmamalıdır']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Biruni Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Tuncer Değim, yaz aylarında araç içinde bırakılan ilaçların yüksek sıcaklık nedeniyle yapısının ve etkinliğinin bozulabileceğini belirtti.</p>

<p>Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Değim, ilaçların yalnızca doğru dozda ve doğru zamanda kullanılmasının yeterli olmadığını, uygun koşullarda saklanmasının da tedavinin önemli bir parçası olduğunu aktardı.</p>

<p>Değim, her ilacın kendine özgü saklama koşulu bulunduğunu vurgulayarak, 'İlacın görünümünde herhangi bir değişiklik olmasa bile sıcaklıktan etkilenmiş olabilir. Uzun süre sıcak araçta kalan ilaçlar, eczacıya danışılmadan kullanılmamalıdır. Bazı ilaçlar oda sıcaklığında muhafaza edilirken bazı ilaçların 2 ila 8 derece arasındaki soğuk zincir koşullarında saklanması gerekir. İlacın kutusu ve kullanma talimatında belirtilen sıcaklık değerleri mutlaka dikkate alınmalıdır.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Güneş vurduğu alanlara park edilen araçların iç sıcaklığının kısa sürede yüksek seviyelere ulaşabildiğine dikkati çeken Değim, torpido gözü ve bagajın da ilaç saklamak için uygun alanlar olmadığının altını çizdi.</p>

<p>Değim, vatandaşların ilaçları doğrudan güneş görmediği için torpido gözünde veya bagajda bırakmanın güvenli olduğunu düşünebildiğini vurgulayarak, 'Ancak aracın tüm bölümleri yüksek sıcaklıktan etkilenir. Isı, ilacın etkin maddesinde veya yardımcı maddelerinde değişikliğe yol açabilir. Bunun sonucunda ilaç beklenen etkiyi göstermeyebilir ve tedavi süreci riske girebilir.' değerlendirmesini yaptı.</p>

<p><strong>İlaçların sıcaklıktan etkilenme düzeyinin içeriğine ve farmasötik formuna göre değişebileceğini ifade eden Değim, şunları kaydetti:</strong></p>

<p>'Tablet ve kapsüllerin yanı sıra şurup, damla, krem, fitil ve enjeksiyon şeklindeki ürünlerin de uygun koşullarda saklanması gerekiyor. Özellikle krem ve fitillerde erime, şuruplarda ise kıvam veya renk değişikliği görülebiliyor. İlaçta renk, koku, şekil veya kıvam değişikliği fark edilmesi, ürünün bozulduğunu düşündürebilir. Ancak dış görünüşün normal olması, ilacın sıcaklıktan etkilenmediği anlamına gelmez.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Değim, insülin, aşı ve bazı biyolojik ilaçların sıcaklık değişimlerine karşı daha hassas olduğunu aktararak, soğuk zincirin kesintiye uğramamasının büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p>Soğukta saklanması gereken ilaçların uygun taşıma çantalarıyla taşınması gerektiğini belirten Değim, 'Ancak bu ilaçlar doğrudan buzla temas ettirilmemeli ve dondurulmamalıdır. Donma da yüksek sıcaklık gibi ilacın yapısına zarar verebilir. Hastalar, kullandıkları ürünün saklama talimatına göre hareket etmelidir.' değerlendirmesini yaptı.</p>

<p>Değim, sıcakta kaldığından şüphelenilen ilaçların doğrudan çöpe atılmaması veya kullanılmaması gerektiğini aktararak, ilacın ne kadar süreyle ve hangi koşullarda kaldığının eczacıya anlatılması gerektiğine dikkati çekti.</p>

<p>Sıcak araçta unutulan ilacın, görünüşte normal olsa bile etkinliğini kaybetmiş olabileceğine işaret eden Değim, şöyle devam etti:</p>

<p>'Özellikle kronik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlarda bu durum tedavinin aksamasına yol açabilir. Bu nedenle ilaçların araçta bırakılmaması, doğrudan güneş ışığından korunması ve mümkün olduğunca orijinal ambalajında saklanması gerekir. Tatil ve seyahat dönemlerinde de ilaçların taşınmasının önceden planlanması gerekiyor. İlacın doğru saklanması, doğru kullanılması kadar önemlidir. Vatandaşlarımız, sıcaklığa maruz kalan ilaçları kullanmadan önce mutlaka eczacılarına danışmalıdır.'</p>

<p><strong>- 'Sıcak ortamda plastiklerin kimyasal salınımı artıyor'</strong></p>

<p>Değim, yaz aylarında araçta bırakılan plastik şişe suların da yüksek sıcaklık nedeniyle risk oluşturabileceğini aktardı.</p>

<p>Isı arttıkça bazı kimyasalların ortaya çıkabileceğini vurgulayan Değim, şunları kaydetti:</p>

<p>'Plastiklerden bisfenol A (BPA), ftalatlar ve benzeri kimyasallar suya geçebilir, bu durum özellikle uzun süre güneş altında kalan şişelerde daha belirgin hale gelir. Bazı kaynaklar, sıcak ortamda plastiklerin kimyasal salınımının arttığını ve bunun suya istenmeyen maddelerin karışmasına yol açabileceğini belirtmektedir.'</p>

<p>Değim, maruziyetin etkisinin miktar ve süreye göre değişebileceğine dikkati çekerek, söz konusu maddelerin vücuda etkisinin maruz kalınan miktar ve süreye bağlı olduğunu belirtti.</p>

<p>Özellikle bebekler, çocuklar, hamileler ve kronik hastalığı bulunan kişilerin bu tür maruziyetlerden kaçınmasının daha önemli olduğunu kaydeden Değim, 'Tek seferlik kısa temas çoğu zaman büyük bir sorun yaratmasa da, düzenli olarak sıcak ortamda beklemiş plastik şişelerden su içmek ya da sıcak araçta bırakılmış ilaçları kullanmak önerilmez.' değerlendirmesini yaptı.</p>

<p>Değim, araç içinde unutulan ilaçların kullanılmadan önce eczacıya veya doktora danışılması gerektiğini belirtti.</p>

<p>İlaçların kullanım talimatında belirtilen saklama koşullarına uyulmasının önem taşıdığını vurgulayan Değim, 'En güvenli yaklaşım, içme suyunu cam ya da kaliteli, sıcaklığa dayanıklı kaplarda taşımak, ilaç olsun veya olmasın plastik şişeleri güneşte ya da kapalı arabada uzun süre bırakmamak ve ilaçları serin, kuru ve doğrudan güneş almayan yerlerde saklamaktır.' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/yaz-sicaginda-aracta-birakilan-ilaclar-tedaviyi-riske-atabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 02:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/07/agency/aa/yaz-sicaginda-aracta-birakilan-ilaclar-tedaviyi-riske-atabilir.jpg" type="image/jpeg" length="41673"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bacak damar tıkanıklıkları ameliyatsız tedavi edilebiliyor]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/bacak-damar-tikanikliklari-ameliyatsiz-tedavi-edilebiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/bacak-damar-tikanikliklari-ameliyatsiz-tedavi-edilebiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Köksal, 'vitrin hastalığının' bacak damar tıkanıklığının önemli bir belirtisi olduğunu, sorunun anjiyografik yöntemlerle ameliyatsız tedavi edilebildiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Köksal, yürürken kısa mesafede ortaya çıkan baldır ağrısının bacak atardamarı tıkanıklığının en önemli belirtilerinden biri olduğunu, bu durumun halk arasında 'vitrin hastalığı' olarak bilindiğini aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastanın yaklaşık 50-100 metre yürüdükten sonra baldırında şiddetli kramp hissettiğini ve durmak zorunda kaldığını belirten Köksal, 'Hasta, ağrı geçene kadar da çoğu zaman vitrinlere bakıyormuş gibi davranır. Ağrı geçince yürümeye devam eder, kısa süre sonra aynı şikayet tekrarlar. Bu nedenle özellikle 50 yaş üzerindeki bireylerde bu belirti mutlaka ciddiye alınmalıdır.' uyarısında bulundu.</p>

<p>Prof. Dr. Köksal, bacak damar tıkanıklığının en sık sigara kullanan, diyabeti ve yüksek tansiyonu olanlarda görüldüğüne dikkati çekerek, yürümekle başlayan ve dinlenince geçen baldır ağrısı yaşayan kişilerin mutlaka kalp ve damar cerrahisi uzmanına başvurması gerektiğini aktardı.</p>

<p><strong>Erken dönemde yapılan değerlendirmelerle damar darlıklarının tespit edilerek uygun tedavinin planlanabildiğini vurgulayan Köksal, şunları kaydetti:</strong></p>

<p>'Özellikle sigara kullanımı hastalığın ilerlemesini hızlandıran en önemli risk faktörlerinden biridir. Gelişen teknoloji sayesinde bacak damar tıkanıklıklarının büyük bölümünü ameliyata gerek kalmadan tedavi edebiliyoruz. Günümüzde bacak atardamar tıkanıklıklarının yaklaşık yüzde 95'ini anjiyografik yöntemlerle başarılı şekilde açabiliyoruz. Ancak ileri evre hastalarda ya da özellikle diyabet hastalarında anjiyo ile cerrahi yöntemleri birlikte planlayabiliyoruz. Tedavinin başarısı için en önemli şart ise sigara ve tüm tütün ürünlerinin tamamen bırakılmasıdır. Sigara kullanılmaya devam edildiğinde yapılan stent ya da diğer girişimsel işlemler yeniden tıkanma riski taşır.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/bacak-damar-tikanikliklari-ameliyatsiz-tedavi-edilebiliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 02:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/07/agency/aa/bacak-damar-tikanikliklari-ameliyatsiz-tedavi-edilebiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="45457"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşırı sıcaklar kalp krizi vakalarında artışa neden oluyor]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/asiri-sicaklar-kalp-krizi-vakalarinda-artisa-neden-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/asiri-sicaklar-kalp-krizi-vakalarinda-artisa-neden-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ballı, 30 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda kalp krizi vakalarında artış yaşandığını belirterek, güneşin dik geldiği saatlerde dışarıya çıkılmaması uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Ballı, AA muhabirine, yurt genelinde son günlerde sıcaklık değerlerinin giderek artmaya başladığını söyledi.</p>

<p>Aşırı sıcaklarda fazla sıvı ve elektrolit kaybı olduğunu belirten Ballı, bu havalarda özellikle kalp ve damar hastalarının daha fazla dikkat etmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Ballı, yaz aylarında kalp krizi vakalarının arttığını vurgulayarak, şöyle konuştu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'30 derecenin üzerindeki sıcaklarda özellikle kalp krizi riskinde bir miktar artışın olduğunu söylemek mümkün. Bunun da sebebi kalbimizin iş yükü artıyor, kan damarlarımız genişliyor. Vücut kendi sıcaklık dengesini koruyabilmek için daha fazla kan pompalamaya ihtiyaç duyuyor. Bu da kalbimizi yoruyor.'</p>

<p><strong>- Beslenme ve sıvı kaybına dikkat</strong></p>

<p>Ballı, kalp ve damar hastalarının yaz mevsiminde beslenme alışkanlıklarına daha çok dikkat edilmesi gerektiği belirtti.</p>

<p>Çok ağır bir beslenmenin kalbin iş yükünü daha da arttıracağı, bunun da birtakım olumsuz senaryolara yol açabileceğini vurgulayan Ballı, 'Hastaların mutlaka sıvı alımlarına dikkat etmelerini istiyoruz. Özel bir kısıtlayıcı durumu yoksa en az 2,5 litre sıvı alımını öneriyoruz. Ayran, soda gibi biraz daha elektrolit dengesini de takviye edebileceğimiz sıvı gıdalar tüketmek önemli. Şekerli gıdalar, gazlı içecekler, kahve ve çayla sıvı alımını dengelemek çok doğru değil. Su, temel olarak içeceğimiz olmalı.' diye konuştu.</p>

<p>Yaz aylarında güneşin dik geldiği saatlerde dışarı çıkılmaması gerektiğini ifade eden Ballı, aşırı sıcaklarda zorlayıcı egzersizlerden de kaçınılmasının önemli olduğunu belirtti.</p>

<p><strong>- 'Terliyken soğuk ortama girmek kalpte ritim bozukluklarını tetikleyebilir'</strong></p>

<p>Ballı, yaz aylarında sıcak ve soğuk ortamlara geçişlerde de vücudun alıştırılması gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:</p>

<p>'Çok terliyken birdenbire çok soğuk bir ortama girmek kalpte birtakım ritim bozukluklarını tetikleyebilir. Çok sıcak bir havada birdenbire soğuk bir suya dalmak da benzer etkilere neden olabilir. Dolayısıyla ortamlarımızı değiştirirken göreceli olarak aşamalı bir sıcaklık geçişine müsaade etmemiz lazım. Klimayı insan vücudunun adapte olabileceği ya da en konforlu sıcaklıklara getirmek lazım. Örneğin klimanızın derecesi 17'yse sabaha kadar klimayı açık tutup karşısında uyumak gibi değil, insan vücudunun optimal oda sıcaklığı neyse bunu ayarlayıp bununla devam etmek daha mantıklı olur.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Mersin, Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/asiri-sicaklar-kalp-krizi-vakalarinda-artisa-neden-oluyor</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 09:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/07/agency/aa/asiri-sicaklar-kalp-krizi-vakalarinda-artisa-neden-oluyor.jpg" type="image/jpeg" length="76831"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uyku apnesi robotik cerrahiyle tedavi ediliyor]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/uyku-apnesi-robotik-cerrahiyle-tedavi-ediliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/uyku-apnesi-robotik-cerrahiyle-tedavi-ediliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Orta ve ağır düzeyde pozisyonel uyku apnesi ile ağız içi ve gırtlak tümörlerinin tedavisinde robotik cerrahi tedavisi önemli avantajlar sağlıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Anatolia Hastanesi kulak burun boğaz uzmanı Op. Dr. Mehmet Akdağ, AA muhabirine, uyku apnesinin tanı ve tedavisinde robotik cerrahinin avantajlarına ilişkin bilgi verdi.</p>

<p>Uyku sırasında horlama ve nefes durması şikayetiyle başvuran hastalarda öncelikle muayene ile ayrıntılı değerlendirme yaptıklarını anlatan Akdağ, kulak burun boğaz muayenesi ve üst solunum yolları endoskopik incelemenin ardından daha önce uyku testi yapılmamış hastalara uyku esnasında vücut fonksiyonlarının gece boyunca kesintisiz kaydedildiği 'polisomnografi'yi uyguladıklarını söyledi.</p>

<p>Uyku testi sonucunu detaylı şekilde değerlendirip, özellikle sırtüstü yatıldığında şikayetleri artan orta ve ağır düzeyde pozisyonel uyku apnesi saptanan hastalarla tedavi seçeneklerini paylaştıklarını dile getiren Akdağ, ağır uyku apnesinde altın standart tedavinin maske tedavisi olduğunu ancak bazı hastaların bunu düzenli kullanamadığını ifade etti.</p>

<p><strong>Maske tedavisini kullanamayan hastalarda cerrahi seçeneklerin gündeme geldiğini belirten Akdağ, şöyle konuştu:</strong></p>

<p>'Eğer hastanın gece uykusunda dil kökü düzeyinde tıkanıklığı varsa, biz bunu muayenede de özellikle uyku endoskopisi yaparak görebiliyoruz. Ya da buna ek olarak da uyku testinde pozisyonel dediğimiz sırtüstü yattığında apne-hipopne indeksinde artma ile uyku testi verilerinde şikayetlerinin çok artması, kandaki oksijen düzeyindeki düşmenin çok artmasıyla tespit ediyoruz. Arkasından tedavi seçeneklerimizi hastamızla paylaşıyoruz.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>- 'Hiçbir kesi olmadan hastamızın ameliyatını hassasiyetle yapıyoruz'</strong></p>

<p>Akdağ, dil kökünün büyümesine bağlı hava yolu tıkanıklığının gece boyunca nefes durmalarına neden olabildiğini, bunun kandaki oksijen düzeyini düşürdüğünü, hastaların derin uykuya dalamadığını, sabah yorgun uyandığını ve gün içinde uyku hali ile unutkanlık gibi şikayetler yaşayabildiğini kaydetti.</p>

<p>Robotik cerrahinin sağladığı teknik avantajlara değinen Akdağ, ameliyat sırasında yüksek çözünürlüklü kamera ve çok fonksiyonlu aletler kullanıldığını dile getirdi.</p>

<p>Da Vinci robotu kullanarak, ağız içinden gerçekleştirdikleri operasyonlarda boyunda kesi yapılmadığını vurgulayan Akdağ, 'Yüksek çözünürlüklü bir kamera var. Ağız içerisine giren mikro cerrahi aletlerle ağız içerisinden dışarıda boyunda hiçbir kesi olmadan hastamızın ameliyatını hassasiyetle yapıyoruz.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Robotik cerrahinin cerrahın elinin ulaşmasının zor olduğu bölgelere yüksek manevra kabiliyetiyle erişim sağladığını aktaran Akdağ, çevre dokulara zarar vermeden patolojik dokunun çıkarılabildiğine işaret etti.</p>

<p><strong>- 'İyileşme süresi çok daha kısa'</strong></p>

<p>Akdağ, sistemin entegre zeka tabanlı algoritmalarla çalıştığını belirterek, 'Mesela cerrahın elinin titremesini bile hastaya yansıtmıyor. Anlık hareketlerimizi takip ediyor. Biz robotik cerrahi ile ameliyat yaparken kafamızı çok hafif kaldırsak bile alet hemen o anda duruyor. İnsan üzeri refleksleri olan bir sistem.' diye konuştu.</p>

<p>Cihazın kendi kendine karar veren veya ameliyat yapan bağımsız yapay zekaya sahip olmadığına dikkati çeken Akdağ, tamamen cerrahın komutlarıyla eş zamanlı çalıştığını anlattı.</p>

<p>Robotik cerrahinin hasta ve cerrah açısından önemli kolaylıklar sunduğunu ifade eden Akdağ, şunları kaydetti:</p>

<p>'Robotik cerrahinin özellikle bize en büyük avantajı, cerrahi alanda daha yüksek hassasiyetle ve daha geniş görüş açısı sunması, hasta konforu açısından kesi olmadan ameliyat yapmamız, daha az kanamalı ve daha az ödemli ameliyat yapmamız. Ve en önemlisi de iyileşme süresinin çok daha kısa olması, bizler için de hasta için de çok büyük bir konfor sağlıyor. Operasyon süremizi de kısaltmakta ve operasyona hakimiyetimizi cerrahi açıdan da yüksek miktarda artırmaktadır. Bizim için kulak burun boğazda cerrahinin geleceği değil bugünü şu anda robotik cerrahi.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/uyku-apnesi-robotik-cerrahiyle-tedavi-ediliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 09:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/07/agency/aa/uyku-apnesi-robotik-cerrahiyle-tedavi-ediliyor.jpg" type="image/jpeg" length="82187"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz aylarında artan seyahatler bağırsak florasının dengesini bozabiliyor]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/yaz-aylarinda-artan-seyahatler-bagirsak-florasinin-dengesini-bozabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/yaz-aylarinda-artan-seyahatler-bagirsak-florasinin-dengesini-bozabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Mutluay Soyer, yaz aylarında artan seyahatlerin, değişen beslenme düzeninin ve farklı çevresel koşulların yalnızca günlük yaşam alışkanlıklarını değil, bağırsak sağlığını da etkileyebildiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, seyahat sırasında tüketilen farklı gıdalar, hijyen koşullarındaki değişiklikler, düzensiz uyku ve stres gibi faktörler bağırsak florasının dengesini bozabiliyor.</p>

<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Soyer, bağırsak florasında meydana gelen değişikliklerin çoğu zaman geçici olduğunu ancak bazı kişilerde daha uzun sürebileceğini vurgulayarak, seyahat döneminde bağırsak sağlığını korumaya yönelik alınabilecek önlemlere ilişkin bilgi verdi.</p>

<p>Soyer, bağırsak florasının sindirim sistemi için önemli bir denge mekanizması oluşturduğunu aktararak, seyahatlerde günlük yaşam düzeninin değişmesiyle bu dengenin de etkilenebildiğini kaydetti.</p>

<p><strong>- 'Bağırsak sistemini etkileyen çeşitli sorunların ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir'</strong></p>

<p>Beslenme alışkanlıklarının korunmasının, hijyen kurallarına uyulmasının ve yeterli uykunun bağırsak sağlığının korunmasına katkı sağlayabileceğini belirten Soyer, özellikle seyahat sonrasında beslenme düzenine yeniden dönmenin de bağırsak florasının dengelenmesine yardımcı olabileceğini aktardı.</p>

<p>Soyer, seyahatlerin kişileri, farklı beslenme alışkanlıkları, farklı mikroorganizmalar ve çevresel etkenlerle karşı karşıya bırakabildiğine dikkati çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Seyahat sırasında ortaya çıkan değişikliklerin bağırsak florasını etkilediğini belirten Soyer, 'Bağırsak florası, yararlı bakteriler ile potansiyel olarak zararlı bakteriler arasında hassas bir dengeye sahiptir. Bu dengenin bozulması disbiyozis olarak adlandırılır ve bağırsak sistemini etkileyen çeşitli sorunların ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Soyer, bağırsak florasındaki değişikliklerin geçici olduğunu ve seyahat sonrasında dengenin zamanla normal haline gelebildiğini anlattı.</p>

<p><strong>Bazı kişilerde ise bağırsak florasında meydana gelen değişikliklerin daha uzun süre devam edebildiğini ifade eden Soyer, şunları kaydetti:</strong></p>

<p>'Bağırsak florasında meydana gelen değişikliklerin gelecekte bazı enfeksiyonlara karşı duyarlılığı etkileyebileceği ve dirençli bakterilerin yayılımına katkıda bulunabileceği bilinmektedir. Seyahat eden kişilerde antibiyotik tedavisine dirençli bakterilerle kolonizasyon gelişebildiği gösterilmiştir. Bu durumun oluşum mekanizması tam olarak bilinmemekle birlikte bağırsak florasındaki değişikliklerin etkili olduğu düşünülmektedir.'</p>

<p><strong>- 'Günlük beslenme alışkanlıklarının korunması önemli'</strong></p>

<p>Tatil döneminde beslenme alışkanlıklarının günlük yaşama göre önemli ölçüde değişebildiğini belirten Soyer, seyahat sırasında sebze, meyve ve tahıl gibi liften zengin gıdaların tüketimi azalırken, işlenmiş gıda ve şeker tüketiminin artış gösterebildiğini ifade etti.</p>

<p>Soyer, bu durumun bağırsaklar için faydalı bakterilerin azalmasına neden olabildiğini, bunun için günlük beslenme alışkanlıklarının korunması gerektiğini vurgulayarak, 'Sebze, meyve, tahıllar, kuruyemiş ve yoğurt gibi besinlerin tercih edilmesi bağırsak florasının korunmasına katkı sağlayabilir. Gaz üretimini artırabilecek gazlı içeceklerden mümkün olduğunca kaçınılması da faydalı olacaktır.' değerlendirmesini yaptı.</p>

<p>Soyer, seyahatlerde tüketilen su ve içeceklerin de bağırsak sağlığı açısından önem taşıdığına işaret etti.</p>

<p>Soyer, uyku düzeninin de bağırsak florası üzerinde etkili olabileceğini, ayrıca günlük yaşam düzenindeki ani değişikliklerin sınırlandırılmasının bağırsak florasının korunmasına katkı sağlayabileceğini aktararak, 'Seyahatlerde değişen uyku saatleri ve sirkadiyen ritimdeki farklılıklar bağırsak mikrobiyotasını etkileyebilir. Bu nedenle tatil döneminde de mümkün olduğunca yeterli ve düzenli uyumaya özen gösterilmelidir.' değerlendirmesini yaptı.</p>

<p><strong>Seyahat sonrasında bağırsak florasının yeniden dengelenmesine katkı sağlayabilecek beslenme alışkanlıklarının önemine dikkati çeken Soyer, şu tavsiyelerde bulundu:</strong></p>

<p>'Tatil sonrasında yoğurt, kefir ve ev yapımı turşu gibi doğal fermente gıdaların tüketilmesi bağırsak florasının desteklenmesine katkı sağlayabilir. Ayrıca sebze, meyve ve baklagiller gibi liften zengin besinlerin yeniden beslenme düzenine eklenmesi, yararlı bakterilerin çoğalmasını destekleyebilir. Seyahat sonrasında günlük beslenme düzenine geri dönmek bağırsak sağlığının korunması açısından önem taşımaktadır.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/yaz-aylarinda-artan-seyahatler-bagirsak-florasinin-dengesini-bozabiliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 00:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/07/yaz-aylarinda-artan-seyahatler-bagirsak-florasinin-dengesini-bozabiliyor.webp" type="image/jpeg" length="71802"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Geleceğin hekimleri bağımlılıkla mücadele dersiyle mesleğe hazırlanacak]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/gelecegin-hekimleri-bagimlilikla-mucadele-dersiyle-meslege-hazirlanacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/gelecegin-hekimleri-bagimlilikla-mucadele-dersiyle-meslege-hazirlanacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bağımlılıkla mücadelede hekim adaylarının daha aktif rol üstlenmesini amaçlayan proje kapsamında Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Tıp Fakültesi müfredatına seçmeli 'bağımsızlık dersi' eklendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Yeşilay Cemiyeti Kahramanmaraş Şubesi ile KSÜ arasında imzalanan işbirliği protokolüyle tıp fakültesi öğrencilerinin eğitim süreçlerinde bağımlılıkla mücadele konusunda bilinçlendirilmesi ve sahada görev alabilecek donanıma sahip olmaları hedefleniyor.</p>

<p>KSÜ Rektörü Prof. Dr. İbrahim Taner Okumuş, AA muhabirine, bağımlılıkla mücadelede koruyucu sağlık hizmetlerinin önemine dikkati çekerek, üniversite olarak toplum odaklı tıp eğitimi anlayışını benimsediklerini söyledi.</p>

<p>Seçmeli dersin 2026-2027 eğitim öğretim yılından itibaren başlayacağını belirten Okumuş, bu ders kapsamında özellikle birinci ve ikinci sınıf öğrencilerine yönelik eğitimlerin planlandığını ifade etti.</p>

<p><strong>- Teorik ve pratik eğitim verilecek</strong></p>

<p>Öğrencilere bağımlılık türleri, korunma yöntemleri ve farkındalık oluşturma konularında teorik ve uygulamalı eğitimler verileceğini anlatan Okumuş, şunları kaydetti:</p>

<p>'Hayata geçirilen proje ile 2026-2027 eğitim-öğretim yılından itibaren tıp fakültemiz müfredatına seçmeli 'bağımsızlık dersi' dahil edilecek. Yeni düzenlemeyle fakültede 1. ve 2. sınıf öğrencilerine öncelikli olarak Yeşilay gönüllüsü olma bilinci aşılanacak ve öğrencilerimize bağımlılıkla mücadele konusunda kapsamlı teorik ve pratik eğitimler verilecek. Eğitimin ardından kent genelindeki okullarda sağlıklı yaşam ve bağımlılık eğitimleri verecekler.'</p>

<p><strong>- Öğrenciler, sahada da görev alacak</strong></p>

<p>Yeşilay Kahramanmaraş Şube Başkanı Adnan Alagöz da bağımlılıkla mücadelede bilimsel temelli çalışmaların önem taşıdığını belirterek, üniversite ile işbirliğinin bu alandaki çalışmalara önemli katkı sağlayacağını söyledi.</p>

<p>Protokol kapsamında ortak eğitim programlarının, seminerlerin, panellerin ve çalıştayların düzenleneceğini kaydeden Alagöz, tıp fakültesi öğrencilerinin sahada görev almasının koruyucu sağlık hizmetleri açısından önemli kazanımlar sağlayacağını ifade etti.</p>

<p>Öğrencilerin akran eğitimi modeliyle gençlere ulaşacaklarını dile getiren Alagöz, şöyle konuştu:</p>

<p>'Toplum temelli farkındalık etkinlikleriyle şehrimizde güçlü bir bilinç oluşturmayı hedefliyoruz. Bu protokol kapsamında tıp fakültesi öğrencilerimizin sahada bizlerle omuz omuza olması, Kahramanmaraş genelindeki koruyucu sağlık hizmetlerine ve bağımlılıkla mücadele çalışmalarına önemli katkı sağlayacaktır. Yarının doktorları, aldıkları eğitimlerle okullarımızda gençlerimize ulaşarak birer 'bağımsızlık elçisi' gibi çalışacak.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Alagöz, uygulamanın gençlerin bağımlılık risklerine karşı bilinçlenmesine katkı sunacağını ve uzun vadede toplum sağlığının korunmasına destek sağlayacağını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kahramanmaraş, Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/gelecegin-hekimleri-bagimlilikla-mucadele-dersiyle-meslege-hazirlanacak</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 20:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/06/agency/aa/gelecegin-hekimleri-bagimlilikla-mucadele-dersiyle-meslege-hazirlanacak.jpg" type="image/jpeg" length="53461"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DSÖ, iklim krizi ve insan sağlığı ilişkisinin COP31'de daha güçlü ele alınmasını bekliyor]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/dso-iklim-krizi-ve-insan-sagligi-iliskisinin-cop31de-daha-guclu-ele-alinmasini-bekliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/dso-iklim-krizi-ve-insan-sagligi-iliskisinin-cop31de-daha-guclu-ele-alinmasini-bekliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Türkiye Temsilcisi ve Ofis Başkanı Dr. Tasnim Atatrah, COP31'in, iklim ve sağlık gündemini güçlendirmek için önemli bir fırsat olduğunu, Türkiye'nin ev sahipliğinin, iklim eyleminin insan sağlığı ve toplumların geleceğini koruma amacını daha görünür kılabileceğini kaydetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Atatrah, AA muhabirine, iklim krizinin aynı zamanda bir sağlık krizi olduğunu ve halihazırda dünyanın tüm bölgelerinde insan sağlığını etkilediğini söyledi.</p>

<p>İklim değişikliği etkilerinin gelecekteki hastalık yükü, sağlık güvenliği ve sağlık sistemlerinin dayanıklılığı üzerinde giderek daha belirleyici hale geldiğini vurgulayan Atatrah, bu etkilerin hem doğrudan hem de dolaylı şekilde ortaya çıkabileceğini belirtti.</p>

<p>Paris Anlaşması ile belirlenen 1,5 derece hedefini aynı zamanda kritik bir halk sağlığı eşiği olarak nitelendiren Atatrah, 'Küresel ısınmanın 1,5 dereceyi aşması halinde daha sık ve daha şiddetli aşırı hava olayları, sıcaklığa bağlı ölümlerde artış, gıda ve su sistemleri üzerindeki baskının yoğunlaşması ile salgın hastalık ve yerinden edilme risklerinin artması muhtemel görünüyor.' dedi.</p>

<p>Aşırı hava olaylarının hastaneler ve acil sağlık hizmetlerinde kapasite sorunlarına yol açabildiğine dikkati çeken Atatrah, bu durumun tedarik zincirlerini bozabildiğini, altyapıya zarar verebildiğini ve elektrik ile suya erişimi kesintiye uğratarak hem acil hem de uzun vadeli bakım ihtiyacını artırabildiğini aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>- 'İklim ve sağlık politikaları birbirinden ayrı düşünülemez'</strong></p>

<p>Tasnim Atatrah, sağlık sistemlerinin yalnızca acil durumlara değil, bulaşıcı hastalıklar, hava kirliliğine bağlı rahatsızlıklar, ruh sağlığı sorunları ve kronik hastalıkların kötüleşmesi gibi ikincil etkilere de yanıt vermek zorunda kaldığını bildirdi.</p>

<p>İklim değişikliğinin sağlık boyutunun iklim müzakerelerinde artık daha görünür olduğuna değinen Atatrah, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>'Ancak sağlık konusunun iklim müzakereleri ve uygulama çerçeveleri içinde daha da güçlendirilmesine ihtiyaç var. İklim ve sağlık politikalarının birbirinden ayrı düşünülemeyeceği her geçen gün daha güçlü bir şekilde kabul ediliyor. Şimdi önemli olan, bu farkındalığı daha güçlü operasyonel entegrasyona, finansmana ve sektörler arası somut işbirliklerine dönüştürmek.'</p>

<p><strong>- 'COP31'in Türkiye'de yapılması bir fırsat olabilir'</strong></p>

<p>Türkiye'nin dayanıklılık, hazırlık kapasitesi, sürdürülebilir kalkınma ve halk sağlığının korunması alanlarında güçlü bir liderlik sergilediğini ifade eden Atatrah, 'COP31'e Antalya'nın ev sahipliği yapacak olması, iklim ve sağlık arasındaki küresel tartışmayı daha da görünür kılmak açısından son derece değerli bir fırsat olacak.' değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Atatrah, Türkiye'nin, hükümet ve Sağlık Bakanlığının çalışmalarıyla acil durumlara karşı hazırlığını güçlendirirken sağlık sistemine yatırım yapmayı sürdürdüğüne, sağlık güvenliği ve çevre sağlığı alanındaki çalışmalarıyla da iklim tartışmalarında sağlık konusunu daha fazla öne çıkardığına işaret etti.</p>

<p>Antalya'nın da bu anlamda hem sembolik hem de stratejik bir öneme sahip olduğunu belirten Atatrah, şunları paylaştı:</p>

<p>'Akdeniz bölgesi, yükselen sıcaklıklar, su stresi, orman yangınları ve çevresel sorunlar gibi iklim kaynaklı baskılardan giderek daha fazla etkileniyor. Aynı zamanda Antalya, sağlıklı çevrelerin, sürdürülebilir kalkınmanın ve dayanıklılığın önemini de yansıtıyor. Bu nedenle Antalya'nın ev sahipliği, iklim eyleminin, özünde insanları, sağlığı ve toplumların geleceğini korumaya yönelik olduğu yönündeki temel mesajı güçlendirebilir. COP31'in Türkiye'de yapılması, iklimle ilgili çalışmaların, sağlık, su güvenliği ve iklim krizine karşı savunmasız insanların korunması gibi konularla birlikte ele alınmasına yardımcı olacaktır. Türkiye'nin tecrübesi dünyada daha insani ve kapsayıcı iklim politikalarına katkı sağlayabilir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/dso-iklim-krizi-ve-insan-sagligi-iliskisinin-cop31de-daha-guclu-ele-alinmasini-bekliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 11:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuel.com.tr/vendor/te/assets/images/placeholder.png" type="image/jpeg" length="79154"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kızından nakledilen karaciğerle sağlıklı yaşam sürüyor]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/kizindan-nakledilen-karacigerle-saglikli-yasam-suruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/kizindan-nakledilen-karacigerle-saglikli-yasam-suruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Osmaniye'de sirozla mücadele eden baba, kızından yapılan karaciğer nakliyle yaşama tutundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yıldırım Beyazıt Mahallesi'nde yaşayan 58 yaşındaki Özcan Ararat, 2019'da ayaklarında kahverengi lekeler çıkması nedeniyle Osmaniye Devlet Hastanesi'ne gitti.</p>

<p>Burada yapılan tetkiklerin ardından Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edilen Ararat'a, Hepatit B'ye bağlı karaciğer yetmezliği sebebiyle siroz teşhisi konuldu.</p>

<p>Doktorlar, yaklaşık 3 yıl ilaç tedavisi uygulanmasına rağmen hastalığı ilerleyen Ararat'a organ nakledilmesine karar verdi.</p>

<p>Babasının çok zorlandığını görüp destek olmak isteyen 26 yaşındaki Busenur, hastane bünyesindeki Organ Nakli Merkezi'ne başvurdu.</p>

<p>Yapılan tetkiklerde Busenur'un karaciğer dokusunun babasıyla uyumlu olduğunun belirlenmesinin ardından nakil gerçekleştirildi.</p>

<p>Operasyon sonucunda rahatsızlığından kurtulan Ararat, kızının desteğiyle sağlıklı yaşam sürüyor.</p>

<p><strong>- 'Onunla geçirmek istediğim daha çok zaman vardı'</strong></p>

<p>Busenur Ararat, AA muhabirine, hayatındaki en değerli varlığın ailesi olduğunu söyledi.</p>

<p>Karaciğerini babasına bağışladığı için mutlu olduğunu anlatan Ararat, şöyle konuştu:</p>

<p>'Babama karaciğerimi vermenin en güzel yanlarından biri de babamın benim bir parçamı taşıyor olması. Bu benim için çok özel bir şey. Sevdiğim insanların hayatta kalabilmesine destek olmak çok duygusal ve güzel. Babam benim için çok kıymetli. Onunla geçirmek istediğim daha çok zaman vardı.'</p>

<p><strong>- 'Kızımın ciğerini bana vermesi beni çok duygulandırdı'</strong></p>

<p>Özcan Ararat da kızı sayesinde sağlığına kavuştuğunu dile getirdi.</p>

<p>Kızının kendisine ömürlük Babalar Günü hediyesi verdiğini belirten Ararat, 'Kızımın ciğerini bana vermesi beni çok duygulandırdı. Ona çok teşekkür ederim, sağ olsun, Allah işini rast getirsin. Bütün evlatların babalarına, annelerine destek olmalarını tavsiye ediyorum.' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Organ Nakli Merkezi Mesul Müdürü Op. Dr. Sefa Özyazıcı da naklin ardından kontrolleri belli aralıklarla devam eden baba ve kızının sağlık durumlarının iyi olduğunu ifade etti.</p>

<p>Organ bağışının önemine dikkati çeken Özyazıcı, herkesin bu konuda daha duyarlı olması gerektiğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/kizindan-nakledilen-karacigerle-saglikli-yasam-suruyor</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 11:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/06/agency/aa/kizindan-nakledilen-karacigerle-saglikli-yasam-suruyor.jpg" type="image/jpeg" length="62756"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
