<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Maraş Aktüel | Kahramanmaraş Haberleri</title>
    <link>https://marasaktuel.com.tr</link>
    <description>Son dakika, gündem, ekonomi, dünya, spor ve tüm kategorilerde haberler. Hızlı ve güvenilir Maraş haber ve Kahramanmaraş haber Maraş Aktüelde!</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://marasaktuel.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 05 Aug 2026 23:31:11 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[İdrar rengindeki koyulaşma susuzluk belirtisi olabilir]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/idrar-rengindeki-koyulasma-susuzluk-belirtisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/idrar-rengindeki-koyulasma-susuzluk-belirtisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ozan Efesoy, açık sarı olması gereken idrarın renginin koyulaşmasının vücudun susuz kaldığının habercisi olabileceğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Efesoy, AA muhabirine, yaz aylarında polikliniklere 'koyu renk idrar' şikayetiyle yapılan başvuruların arttığını söyledi.</p>

<p>Şikayetlerin genelde sıcak havada az miktarda su tüketilmesinden kaynaklandığını dile getiren Efesoy, 'Özellikle sıcak havalarda nefes ve terlemeyle çok fazla sıvı kaybettiğimiz için kış aylarına kıyasla daha fazla su içmemiz gerekiyor. Sıvı alımımız az olduğu zaman bu şekilde idrarda koyulaşma görebiliyoruz.' dedi.</p>

<p>Efesoy, tüketilen gıdalar ve kullanılan ilaçların da idrar rengini etkileyebildiğini belirtti.</p>

<p>Suyu az içmenin, böbrek yetmezliği ve böbrek taşı riskini artırdığına dikkati çeken Efesoy, 'Herkes susadığını hissedemeyebiliyor, erteleyebiliyor. Özellikle çocuk ve yaşlı hastalarda daha sık karşılaşılan bir şey. 'Benim canım hiç su istemiyor' diyen hastalarımız da var. Mutlaka su içmemiz gerekiyor. İdrar rengimiz alarm veriyorsa, koyuysa, açık sarı değilse demek ki su içmemiz, su miktarını artırmamız gerekiyor. Bu bir insanda ortalama 3 litre diye geçer.' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>- İdrarda kanama aralıklı görülse de hastaneye başvurulmalı</strong></p>

<p>Özellikle yaz aylarında idrar renginin yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Efesoy, şöyle konuştu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'İdrar rengimiz normalde 'saman sarısı' veya 'açık sarı' dediğimiz şeffaf bir renk olmalı. Kırmızı, kanlı idrar bizim için en önemli alarm bulgusu. Bunun dışında idrarda başka renk değişiklikleri olabilir. Böbrek dışında özellikle karaciğer, pankreas hastalıklarına bağlı idrarda koyu renkte bir sarı olabilir. Enfeksiyonlara bağlı yeşil veya hastalıklara bağlı nadir görülen mavi ve mor renk idrar da bizim için alarm semptomlarıdır. Koyulaşma dışında hemen hepsinde hızlı şekilde hastaneye müracaat etmemiz gerekir. Koyulaşmada idrarımızda bol su alarak, sıvı dengemizi sağlayarak açılırsa problem yok ama bazı hastalarda 'hematüri' dediğimiz idrarda kanama aralıklı olabiliyor. Örneğin bugün idrarımızda kanama olabiliyor. 5-10 gün, 15 gün olmuyor ama 10-15 gün sonra tekrarlayabiliyor. Bu tarz aralıklı idrarda kanama da aslında bizim için çok önemli bir bulgu, önemli hastalıkların işareti olabilir. İdrarımızda renk değişikliği oldu, su içtik, düzeldi. Sorun yok ama idrarımızda özellikle kırmızı renk ara ara oluyorsa, es geçebileceğimiz, önemsemeyeceğimiz bir bulgu değil. Mutlaka hastaneye başvurmalıyız.'</p>

<p>Efesoy, yaşlılar, çocuklar, diyabet ve hipertansiyon hastalarının böbreklerini korumasının önemli olduğunu, bu gruptaki kişilere su içmelerinin hatırlatılması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>- Gazlı içecekler suyun yerini tutmuyor</strong></p>

<p>Gazlı içecek tüketiminin, vücudun su ihtiyacını artırdığını ifade eden Prof. Dr. Ozan Efesoy, 'Suyun yerini tutacak hiçbir şey yok. Belki ayranı ayırabiliriz. Ayran dışında hiçbir içecek suyun yerini tutmaz. Aksine siz gazlı bir içecek içtiğinizde, özellikle enerji içecekleri, hatta çay içtiğinizde 'solüt yükü' dediğimiz şey oluşuyor. Özellikle gazlı içeceklerde daha fazla asitle maruz kalıyorsunuz. Bunları atacak daha fazla da su ihtiyacınız oluyor. Tam tersine bunları içtiğiniz zaman su ihtiyacınızı karşılamak bir yana daha fazla da su içmeniz gerektiren bir ortam oluşturuyorsunuz. Kesinlikle bu içeceklerin hiçbiri suyun yerini tutmuyor.' değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Efesoy, tek seferde 1-2 litre su içilmesi yerine tüketimin zamana yayılarak yapılmasının daha sağlıklı olduğunu sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Mersin, Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/idrar-rengindeki-koyulasma-susuzluk-belirtisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 00:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/08/i-41.jpg" type="image/jpeg" length="55850"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İşitme engelli kadın, kadavradan yapılan böbrek nakliyle diyalizden kurtuldu]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/isitme-engelli-kadin-kadavradan-yapilan-bobrek-nakliyle-diyalizden-kurtuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/isitme-engelli-kadin-kadavradan-yapilan-bobrek-nakliyle-diyalizden-kurtuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kahramanmaraş'ta 10 yıldır böbrek hastalığıyla mücadele eden ve son bir yıldır diyaliz tedavisi gören doğuştan işitme engelli 36 yaşındaki Ümran Akkaya, kadavradan yapılan böbrek nakliyle sağlığına kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi'nde böbrek yetmezliği tedavisi gören Akkaya'ya, trafik kazası sonucu beyin ölümü gerçekleşen 19 yaşındaki bir gencin bağışlanan böbreği başarılı operasyonla nakledildi.</p>

<p>Yaklaşık 4 aydır organ bekleme listesinde bulunan Akkaya, sabah saatlerinde gelen uygun organ haberiyle hastaneye çağrıldı. Yapılan değerlendirmelerde doku uyumu ve tıbbi kriterler doğrultusunda adaylar arasından seçilen Akkaya'nın ameliyatı yaklaşık 3 saat sürdü.</p>

<p>Naklin ardından sağlık durumu iyi olan Akkaya'nın tedavisi hastanede devam ediyor.</p>

<p>Akkaya'nın annesi Hasibe Akkaya, AA muhabirine, kızının yaklaşık bir yıldır diyalize girdiğini belirterek, sabah erken saatlerde gelen telefonla büyük sevinç yaşadıklarını söyledi.</p>

<p>Organ bağışında bulunan gencin ailesine minnettar olduklarını dile getiren Akkaya, 'Yapılan değerlendirmelerde 5 hasta arasından kızım seçildi. Çok mutlu olduk. Organ bağışında bulunan gencin vefat ettiğini öğrenince çok üzüldüm. Allah rahmet eylesin. Ailesine çok teşekkür ediyorum. Ömrümün sonuna kadar dualarımda olacaklar, her zaman hayırla anacağım.' dedi.</p>

<p>KSÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Yan Dal Araştırma Görevlisi Dr. Esra Taşgetiren de Sağlık Bakanlığınca gönderilen uygun alıcı listesi doğrultusunda hastaları değerlendirdiklerini anlattı.</p>

<p>Sabah saatlerinde Ümran Akkaya'yı hastaneye çağırdıklarını ifade eden Taşgetiren, 'Diğer aday hastalarla birlikte doku uyumu ve tetkiklerini değerlendirdik. En uygun alıcı Ümran Akkaya oldu. Nakil başarılı geçti, herhangi bir sorun yaşanmadı. Hastamızın genel sağlık durumu iyi.' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>KSÜ Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Sezgin Topuz ise ameliyatın yaklaşık 3 saat sürdüğünü belirterek, 'Beyin ölümü gerçekleşen gencimizin ailesinin organ bağışı sayesinde böbreklerden biri hastamıza nakledildi. Yaklaşık bir yıldır diyaliz tedavisi gören hastamıza başarılı bir böbrek nakli gerçekleştirdik. Şu anda hastamızın durumu gayet iyi. Bundan sonraki süreçte böbreğin vücut tarafından kabul edilmesini yakından takip edeceğiz.' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kahramanmaraş, Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/isitme-engelli-kadin-kadavradan-yapilan-bobrek-nakliyle-diyalizden-kurtuldu</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 00:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/07/agency/aa/isitme-engelli-kadin-kadavradan-yapilan-bobrek-nakliyle-diyalizden-kurtuldu.jpg" type="image/jpeg" length="59327"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilgi Üniversitesi öğrencisinden kanama bozukluğu için yenilikçi sistem]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/bilgi-universitesi-ogrencisinden-kanama-bozuklugu-icin-yenilikci-sistem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/bilgi-universitesi-ogrencisinden-kanama-bozuklugu-icin-yenilikci-sistem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Bilgi Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü öğrencisi Funda Azra Yılmaz, kalıtsal kanama bozukluğuna sahip bireylerin evde tedavi süreçlerini desteklemek amacıyla 'HemoCare' adlı sistem geliştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, Yılmaz, Prof. Dr. Özlem Er, Refik Burak Atatür, Batuhan Esirger ve Yeşim Eröktem yürütücülüğünde Mezuniyet Projesi dersi kapsamında geliştirdiği sistemle damar yolu tedavisinin daha güvenli, sistemli ve kullanıcı dostu şekilde yönetilmesini hedefliyor.</p>

<p>Kendisinin de kalıtsal bir kanama bozukluğu olan 'von Willebrand' hastalığına sahip olması nedeniyle damar yolu tedavi sürecini yakından deneyimleyen Yılmaz, söz konusu projeyi hastaların evde tedavi süreçlerinde karşılaştıkları güçlüklerden yola çıkarak hayata geçirdi.</p>

<p>Bireylerin kendi kendine tedavi süreçlerini desteklemeyi ve tedaviye uyumlarını artırmayı amaçlayan HemoCare, fiziksel tedavi kiti, mobil uygulama ve tedavi için gerekli malzemelerin düzenli temin edilmesini sağlayan abonelik sisteminden oluşuyor.</p>

<p>Sistemin dikkati çeken özelliklerinden taşıma çantası, açıldığında kullanıcıyı adım adım yönlendiren bir hazırlık matına dönüşüyor. Soğuk zincir bölmesi ve silikon damar modeli de tedavi sürecini destekleyen bileşenler arasında yer alıyor. Mobil uygulama da tedavi takibi, ilaç stoku yönetimi ve hatırlatma özelliklerini tek bir platformda sunarken, kullanıcıyı tedavi sürecine aktif dahil eden interaktif yapısıyla öne çıkıyor.</p>

<p>- 'Bütüncül bir yaklaşım sunuyor'</p>

<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Funda Azra Yılmaz, mevcut çözümlerin çoğunlukla yalnızca saklama veya takip işlevlerine odaklandığını, HemoCare'nin ise tedavi deneyimini baştan sona ele alan bütüncül bir yaklaşım sunduğunu belirtti.</p>

<p>Yılmaz, Türkiye'de kalıtsal kanama bozukluğuna sahip bireylere yönelik kapsamlı bir mobil uygulamanın bulunmamasının projenin geliştirilmesinde belirleyici unsurlar arasında yer aldığını aktararak, şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'HemoCare, estetik ve kullanım kolaylığını bir arada ele alarak tedavi sürecinin günlük yaşama daha kolay entegre edilmesine olanak sağlıyor. Bu projeyi geliştirirken yalnızca bir tasarımcı olarak değil, aynı zamanda aynı tedavi sürecini deneyimleyen bir kullanıcı olarak hareket ettim. Amacım, bireylerin kendi kendine tedavi sürecini destekleyen ve tedavilerini daha güvenli bir şekilde yönetmesini teşvik eden bütünleşik bir sistem geliştirmekti.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/bilgi-universitesi-ogrencisinden-kanama-bozuklugu-icin-yenilikci-sistem</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 05:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/07/agency/aa/bilgi-universitesi-ogrencisinden-kanama-bozuklugu-icin-yenilikci-sistem.jpg" type="image/jpeg" length="11569"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzun süreli ses kısıklığı ve boyunda şişlik baş boyun kanseri belirtisi olabilir]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/uzun-sureli-ses-kisikligi-ve-boyunda-sislik-bas-boyun-kanseri-belirtisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/uzun-sureli-ses-kisikligi-ve-boyunda-sislik-bas-boyun-kanseri-belirtisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Lokman Hekim Sağlık Grubu Akay Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Güleser Saylam, 3 haftayı aşan ses kısıklığı, boyunda ağrısız şişlik ve iyileşmeyen ağız yaralarının, baş boyun kanserlerinin belirtisi olabileceğini bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Lokman Hekim Sağlık Grubundan yapılan yazılı açıklamada, 'Dünya Baş Boyun Kanserleri Farkındalık Günü' dolayısıyla Saylam'ın yaptığı değerlendirmelere yer verildi.</p>

<p>Saylam, toplumda yeterince bilinmese de baş boyun kanserlerinin dünyada en sık görülen kanser türlerinden biri olduğunu belirtti. Baş boyun kanserlerinin dudak, ağız içi, dil, bademcik, yutak, gırtlak, burun boşluğu, sinüsler, tükürük bezleri ve tiroit bezinde gelişen tümörleri kapsadığını aktaran Saylam, bu bölgenin hem hayati fonksiyonların, hem de sosyal kimliğin merkezi olduğuna işaret etti.</p>

<p>Hastaların önemli bir bölümünün, belirtileri soğuk algınlığı veya diş kaynaklı sorunlarla karıştırdığını, bu nedenle tanıda gecikmeler yaşanabildiğine dikkati çeken Saylam, 'Bu kanserler sadece yaşam süresini değil, konuşma, yutma, nefes alma ve estetik görünüm gibi temel insani fonksiyonları da doğrudan etkiler. Bu nedenle farkındalık, tedavinin ilk ve en önemli adımıdır.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>- 'Tütün ve alkol kullanımı başlıca risk faktörü'</p>

<p>Saylam, baş boyun kanserlerinin gelişiminde, tütün ve alkol kullanımının başlıca risk faktörleri arasında bulunduğunu, son yıllarda ise Human Papilloma Virüsü'nün (HPV) orofarinks yani bademcik, dil kökü ve yumuşak damak kanserlerinin en yaygın nedenlerinden biri haline geldiğini kaydetti.</p>

<p>Güneş ışınlarına uzun süre maruz kalmanın dudak kanseri riskini artırdığının altını çizen Saylam, yetersiz ağız hijyeniyle kötü uyumlu protezlerin de ağız içinde kronik tahrişe yol açabildiğini vurguladı.</p>

<p>Saylam, 3 haftayı aşan ses kısıklığı, ağız içinde iyileşmeyen yaralar, yutma güçlüğü, boyunda ağrısız şişlik, tek taraflı burun tıkanıklığı ve tekrarlayan burun kanamalarının ihmal edilmemesi gerektiğine dikkati çekerek, bu şikayetlerin daha uzun sürmesi halinde vakit kaybetmeden bir kulak burun boğaz ve baş boyun cerrahisi uzmanına başvurulması tavsiyesinde bulundu.</p>

<p>- 'Erken teşhis yaşam kalitesini koruyor'</p>

<p>Baş boyun kanserlerinin büyük bölümünün önlenebilir olduğuna işaret eden Saylam, sigara ve tütün ürünlerinden uzak durulması, alkol tüketiminin sınırlandırılması, HPV aşısı konusunda hekim görüşü alınması, ağız sağlığına özen gösterilmesi ve dengeli beslenmenin korunmadaki önemine değindi.</p>

<p>Saylam, tedavi başarısında erken teşhisin öneminin altını çizerek, şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Maalesef baş boyun kanseri tanısı alan hastalarımızın yarısını, bu hastalıkla ilişkili nedenlerden kaybediyoruz. Ancak erken evrede yakalanan baş boyun kanserlerinde, tedavi başarı oranı yüzde 80-90'lara ulaşabiliyor. İşte bu nedenle erken teşhis ve müdahale hayat kurtarıyor ve aynı zamanda hastanın sesini, konuşmasını, yutma fonksiyonlarını ve genel yaşam kalitesini de koruyor.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/uzun-sureli-ses-kisikligi-ve-boyunda-sislik-bas-boyun-kanseri-belirtisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 20:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/07/agency/aa/uzun-sureli-ses-kisikligi-ve-boyunda-sislik-bas-boyun-kanseri-belirtisi-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="28659"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kırgızistanlı feokromasitoma hastası genç Türkiye'de sağlığına kavuştu]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/kirgizistanli-feokromasitoma-hastasi-genc-turkiyede-sagligina-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/kirgizistanli-feokromasitoma-hastasi-genc-turkiyede-sagligina-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırgızistan'da feokromasitoma (böbrek üstü bezinde, daha az sıklıkla da sempatik sinir düğümlerinde gelişen tümör​​​​​​​) tanısı konulan 22 yaşındaki Zarina Narynbek, yakınlarının tavsiyesi üzerine tedavi için geldiği Kahramanmaraş'ta gerçekleştirilen başarılı ameliyatla yeniden sağlığına kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşık üç yıl önce yüksek tansiyon, aşırı terleme, çarpıntı, baş ağrısı ve halsizlik şikayetleri başlayan Narynbek, ülkesinde başvurduğu sağlık kuruluşlarında sonuç alamayınca yakınlarının araştırması sonucu Gastroenterolojik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Bahtiyar Muhammedoğlu ile iletişime geçti.</p>

<p>Kahramanmaraş'taki özel bir sağlık kuruluşunda yapılan ayrıntılı tetkiklerde, Narynbek'in arter ve aort damarları arasında tümör tespit edilmesi üzerine ameliyat kararı alındı.</p>

<p>Tümör, yaklaşık 5 saat süren operasyonla başarıyla çıkarıldı.</p>

<p>Zarina Narynbek, AA muhabirine, 3 yıldır ciddi sağlık sorunları yaşadığını, sorununa ülkesinde çözüm bulamayınca yaptığı araştırma sonucunda Kahramanmaraş'a geldiğini anlattı.</p>

<p>Kış aylarında bile aşırı terleme nedeniyle pencereyi açıp yattığını dile getiren Narynbek, ameliyatın ardından üşüme hissini yaşadığını ifade etti.</p>

<p>Narynbek, 'Üç yıldır hastaydım, tansiyon yüksekliği, terleme, çarpıntı, baş ağrısı ve her gün halsizliğim vardı. Uyku yoktu. Ameliyattan sonra şikayetlerin hiçbiri kalmadı. Çarpıntım yok, tansiyonum normal, halsiz değilim, uykum düzenli, her şey yolunda gidiyor.' dedi.</p>

<p><strong>- 'Artık üşümeye başladı'</strong></p>

<p>Baba Sarpasov Narynbek de kızının 3 yıldır yaşadığı sağlık sorunlarının Türkiye'de uygulanan tedavinin ardından ortadan kalktığını anlattı.</p>

<p>Akrabalarının yönlendirmesiyle geldikleri Türkiye'de şifayı bulduklarını dile getiren Narynbek, 'Ameliyattan sonra çok iyi, tansiyonu yükselmiyor normal seyrediyor. Artık eskisi gibi açık klimayla uyumuyoruz. Normal bir insan gibi soğuk olduğunda yorgan istiyor. Artık üşümeye başladı.' diye konuştu.</p>

<p><strong>- Nadir hastalıklardan biri</strong></p>

<p>Ameliyatı gerçekleştiren Doç. Dr. Bahtiyar Muhammedoğlu ise hastanın böbrek üstü bezinin iç kısmından kaynaklanan feokromasitoma tümörünün başarıyla çıkarıldığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yüksek tansiyon, çarpıntı, baş ağrısı ve aşırı terleme gibi belirtilerle ortaya çıkan bu rahatsızlığın bir milyonda 2-3 kişide görülen nadir hastalıklardan biri olduğunu ifade eden Muhammedoğlu, ileri düzey laparoskopik cerrahi gerektiren operasyonun başarılı geçtiğini söyledi.</p>

<p>Muhammedoğlu, hastanın ameliyat sonrası hızla normal yaşamına döndüğünü belirterek, 'Artık bundan sonra tansiyon ilacı kullanmasına da gerek kalmayacak.' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kahramanmaraş, Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/kirgizistanli-feokromasitoma-hastasi-genc-turkiyede-sagligina-kavustu</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 19:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/07/agency/aa/kirgizistanli-feokromasitoma-hastasi-genc-turkiyede-sagligina-kavustu.jpg" type="image/jpeg" length="93180"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz sıcağında araçta bırakılan ilaçlar tedaviyi riske atabilir]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/yaz-sicaginda-aracta-birakilan-ilaclar-tedaviyi-riske-atabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/yaz-sicaginda-aracta-birakilan-ilaclar-tedaviyi-riske-atabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Biruni Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Tuncer Değim: - 'İlacın görünümünde herhangi bir değişiklik olmasa bile sıcaklıktan etkilenmiş olabilir. Uzun süre sıcak araçta kalan ilaçlar, eczacıya danışılmadan kullanılmamalıdır']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Biruni Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Tuncer Değim, yaz aylarında araç içinde bırakılan ilaçların yüksek sıcaklık nedeniyle yapısının ve etkinliğinin bozulabileceğini belirtti.</p>

<p>Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Değim, ilaçların yalnızca doğru dozda ve doğru zamanda kullanılmasının yeterli olmadığını, uygun koşullarda saklanmasının da tedavinin önemli bir parçası olduğunu aktardı.</p>

<p>Değim, her ilacın kendine özgü saklama koşulu bulunduğunu vurgulayarak, 'İlacın görünümünde herhangi bir değişiklik olmasa bile sıcaklıktan etkilenmiş olabilir. Uzun süre sıcak araçta kalan ilaçlar, eczacıya danışılmadan kullanılmamalıdır. Bazı ilaçlar oda sıcaklığında muhafaza edilirken bazı ilaçların 2 ila 8 derece arasındaki soğuk zincir koşullarında saklanması gerekir. İlacın kutusu ve kullanma talimatında belirtilen sıcaklık değerleri mutlaka dikkate alınmalıdır.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Güneş vurduğu alanlara park edilen araçların iç sıcaklığının kısa sürede yüksek seviyelere ulaşabildiğine dikkati çeken Değim, torpido gözü ve bagajın da ilaç saklamak için uygun alanlar olmadığının altını çizdi.</p>

<p>Değim, vatandaşların ilaçları doğrudan güneş görmediği için torpido gözünde veya bagajda bırakmanın güvenli olduğunu düşünebildiğini vurgulayarak, 'Ancak aracın tüm bölümleri yüksek sıcaklıktan etkilenir. Isı, ilacın etkin maddesinde veya yardımcı maddelerinde değişikliğe yol açabilir. Bunun sonucunda ilaç beklenen etkiyi göstermeyebilir ve tedavi süreci riske girebilir.' değerlendirmesini yaptı.</p>

<p><strong>İlaçların sıcaklıktan etkilenme düzeyinin içeriğine ve farmasötik formuna göre değişebileceğini ifade eden Değim, şunları kaydetti:</strong></p>

<p>'Tablet ve kapsüllerin yanı sıra şurup, damla, krem, fitil ve enjeksiyon şeklindeki ürünlerin de uygun koşullarda saklanması gerekiyor. Özellikle krem ve fitillerde erime, şuruplarda ise kıvam veya renk değişikliği görülebiliyor. İlaçta renk, koku, şekil veya kıvam değişikliği fark edilmesi, ürünün bozulduğunu düşündürebilir. Ancak dış görünüşün normal olması, ilacın sıcaklıktan etkilenmediği anlamına gelmez.'</p>

<p>Değim, insülin, aşı ve bazı biyolojik ilaçların sıcaklık değişimlerine karşı daha hassas olduğunu aktararak, soğuk zincirin kesintiye uğramamasının büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p>Soğukta saklanması gereken ilaçların uygun taşıma çantalarıyla taşınması gerektiğini belirten Değim, 'Ancak bu ilaçlar doğrudan buzla temas ettirilmemeli ve dondurulmamalıdır. Donma da yüksek sıcaklık gibi ilacın yapısına zarar verebilir. Hastalar, kullandıkları ürünün saklama talimatına göre hareket etmelidir.' değerlendirmesini yaptı.</p>

<p>Değim, sıcakta kaldığından şüphelenilen ilaçların doğrudan çöpe atılmaması veya kullanılmaması gerektiğini aktararak, ilacın ne kadar süreyle ve hangi koşullarda kaldığının eczacıya anlatılması gerektiğine dikkati çekti.</p>

<p>Sıcak araçta unutulan ilacın, görünüşte normal olsa bile etkinliğini kaybetmiş olabileceğine işaret eden Değim, şöyle devam etti:</p>

<p>'Özellikle kronik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlarda bu durum tedavinin aksamasına yol açabilir. Bu nedenle ilaçların araçta bırakılmaması, doğrudan güneş ışığından korunması ve mümkün olduğunca orijinal ambalajında saklanması gerekir. Tatil ve seyahat dönemlerinde de ilaçların taşınmasının önceden planlanması gerekiyor. İlacın doğru saklanması, doğru kullanılması kadar önemlidir. Vatandaşlarımız, sıcaklığa maruz kalan ilaçları kullanmadan önce mutlaka eczacılarına danışmalıdır.'</p>

<p><strong>- 'Sıcak ortamda plastiklerin kimyasal salınımı artıyor'</strong></p>

<p>Değim, yaz aylarında araçta bırakılan plastik şişe suların da yüksek sıcaklık nedeniyle risk oluşturabileceğini aktardı.</p>

<p>Isı arttıkça bazı kimyasalların ortaya çıkabileceğini vurgulayan Değim, şunları kaydetti:</p>

<p>'Plastiklerden bisfenol A (BPA), ftalatlar ve benzeri kimyasallar suya geçebilir, bu durum özellikle uzun süre güneş altında kalan şişelerde daha belirgin hale gelir. Bazı kaynaklar, sıcak ortamda plastiklerin kimyasal salınımının arttığını ve bunun suya istenmeyen maddelerin karışmasına yol açabileceğini belirtmektedir.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Değim, maruziyetin etkisinin miktar ve süreye göre değişebileceğine dikkati çekerek, söz konusu maddelerin vücuda etkisinin maruz kalınan miktar ve süreye bağlı olduğunu belirtti.</p>

<p>Özellikle bebekler, çocuklar, hamileler ve kronik hastalığı bulunan kişilerin bu tür maruziyetlerden kaçınmasının daha önemli olduğunu kaydeden Değim, 'Tek seferlik kısa temas çoğu zaman büyük bir sorun yaratmasa da, düzenli olarak sıcak ortamda beklemiş plastik şişelerden su içmek ya da sıcak araçta bırakılmış ilaçları kullanmak önerilmez.' değerlendirmesini yaptı.</p>

<p>Değim, araç içinde unutulan ilaçların kullanılmadan önce eczacıya veya doktora danışılması gerektiğini belirtti.</p>

<p>İlaçların kullanım talimatında belirtilen saklama koşullarına uyulmasının önem taşıdığını vurgulayan Değim, 'En güvenli yaklaşım, içme suyunu cam ya da kaliteli, sıcaklığa dayanıklı kaplarda taşımak, ilaç olsun veya olmasın plastik şişeleri güneşte ya da kapalı arabada uzun süre bırakmamak ve ilaçları serin, kuru ve doğrudan güneş almayan yerlerde saklamaktır.' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/yaz-sicaginda-aracta-birakilan-ilaclar-tedaviyi-riske-atabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 02:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/07/agency/aa/yaz-sicaginda-aracta-birakilan-ilaclar-tedaviyi-riske-atabilir.jpg" type="image/jpeg" length="22491"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bacak damar tıkanıklıkları ameliyatsız tedavi edilebiliyor]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/bacak-damar-tikanikliklari-ameliyatsiz-tedavi-edilebiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/bacak-damar-tikanikliklari-ameliyatsiz-tedavi-edilebiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Köksal, 'vitrin hastalığının' bacak damar tıkanıklığının önemli bir belirtisi olduğunu, sorunun anjiyografik yöntemlerle ameliyatsız tedavi edilebildiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Köksal, yürürken kısa mesafede ortaya çıkan baldır ağrısının bacak atardamarı tıkanıklığının en önemli belirtilerinden biri olduğunu, bu durumun halk arasında 'vitrin hastalığı' olarak bilindiğini aktardı.</p>

<p>Hastanın yaklaşık 50-100 metre yürüdükten sonra baldırında şiddetli kramp hissettiğini ve durmak zorunda kaldığını belirten Köksal, 'Hasta, ağrı geçene kadar da çoğu zaman vitrinlere bakıyormuş gibi davranır. Ağrı geçince yürümeye devam eder, kısa süre sonra aynı şikayet tekrarlar. Bu nedenle özellikle 50 yaş üzerindeki bireylerde bu belirti mutlaka ciddiye alınmalıdır.' uyarısında bulundu.</p>

<p>Prof. Dr. Köksal, bacak damar tıkanıklığının en sık sigara kullanan, diyabeti ve yüksek tansiyonu olanlarda görüldüğüne dikkati çekerek, yürümekle başlayan ve dinlenince geçen baldır ağrısı yaşayan kişilerin mutlaka kalp ve damar cerrahisi uzmanına başvurması gerektiğini aktardı.</p>

<p><strong>Erken dönemde yapılan değerlendirmelerle damar darlıklarının tespit edilerek uygun tedavinin planlanabildiğini vurgulayan Köksal, şunları kaydetti:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Özellikle sigara kullanımı hastalığın ilerlemesini hızlandıran en önemli risk faktörlerinden biridir. Gelişen teknoloji sayesinde bacak damar tıkanıklıklarının büyük bölümünü ameliyata gerek kalmadan tedavi edebiliyoruz. Günümüzde bacak atardamar tıkanıklıklarının yaklaşık yüzde 95'ini anjiyografik yöntemlerle başarılı şekilde açabiliyoruz. Ancak ileri evre hastalarda ya da özellikle diyabet hastalarında anjiyo ile cerrahi yöntemleri birlikte planlayabiliyoruz. Tedavinin başarısı için en önemli şart ise sigara ve tüm tütün ürünlerinin tamamen bırakılmasıdır. Sigara kullanılmaya devam edildiğinde yapılan stent ya da diğer girişimsel işlemler yeniden tıkanma riski taşır.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/bacak-damar-tikanikliklari-ameliyatsiz-tedavi-edilebiliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 02:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/07/agency/aa/bacak-damar-tikanikliklari-ameliyatsiz-tedavi-edilebiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="19364"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşırı sıcaklar kalp krizi vakalarında artışa neden oluyor]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/asiri-sicaklar-kalp-krizi-vakalarinda-artisa-neden-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/asiri-sicaklar-kalp-krizi-vakalarinda-artisa-neden-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ballı, 30 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda kalp krizi vakalarında artış yaşandığını belirterek, güneşin dik geldiği saatlerde dışarıya çıkılmaması uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Ballı, AA muhabirine, yurt genelinde son günlerde sıcaklık değerlerinin giderek artmaya başladığını söyledi.</p>

<p>Aşırı sıcaklarda fazla sıvı ve elektrolit kaybı olduğunu belirten Ballı, bu havalarda özellikle kalp ve damar hastalarının daha fazla dikkat etmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Ballı, yaz aylarında kalp krizi vakalarının arttığını vurgulayarak, şöyle konuştu:</p>

<p>'30 derecenin üzerindeki sıcaklarda özellikle kalp krizi riskinde bir miktar artışın olduğunu söylemek mümkün. Bunun da sebebi kalbimizin iş yükü artıyor, kan damarlarımız genişliyor. Vücut kendi sıcaklık dengesini koruyabilmek için daha fazla kan pompalamaya ihtiyaç duyuyor. Bu da kalbimizi yoruyor.'</p>

<p><strong>- Beslenme ve sıvı kaybına dikkat</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ballı, kalp ve damar hastalarının yaz mevsiminde beslenme alışkanlıklarına daha çok dikkat edilmesi gerektiği belirtti.</p>

<p>Çok ağır bir beslenmenin kalbin iş yükünü daha da arttıracağı, bunun da birtakım olumsuz senaryolara yol açabileceğini vurgulayan Ballı, 'Hastaların mutlaka sıvı alımlarına dikkat etmelerini istiyoruz. Özel bir kısıtlayıcı durumu yoksa en az 2,5 litre sıvı alımını öneriyoruz. Ayran, soda gibi biraz daha elektrolit dengesini de takviye edebileceğimiz sıvı gıdalar tüketmek önemli. Şekerli gıdalar, gazlı içecekler, kahve ve çayla sıvı alımını dengelemek çok doğru değil. Su, temel olarak içeceğimiz olmalı.' diye konuştu.</p>

<p>Yaz aylarında güneşin dik geldiği saatlerde dışarı çıkılmaması gerektiğini ifade eden Ballı, aşırı sıcaklarda zorlayıcı egzersizlerden de kaçınılmasının önemli olduğunu belirtti.</p>

<p><strong>- 'Terliyken soğuk ortama girmek kalpte ritim bozukluklarını tetikleyebilir'</strong></p>

<p>Ballı, yaz aylarında sıcak ve soğuk ortamlara geçişlerde de vücudun alıştırılması gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:</p>

<p>'Çok terliyken birdenbire çok soğuk bir ortama girmek kalpte birtakım ritim bozukluklarını tetikleyebilir. Çok sıcak bir havada birdenbire soğuk bir suya dalmak da benzer etkilere neden olabilir. Dolayısıyla ortamlarımızı değiştirirken göreceli olarak aşamalı bir sıcaklık geçişine müsaade etmemiz lazım. Klimayı insan vücudunun adapte olabileceği ya da en konforlu sıcaklıklara getirmek lazım. Örneğin klimanızın derecesi 17'yse sabaha kadar klimayı açık tutup karşısında uyumak gibi değil, insan vücudunun optimal oda sıcaklığı neyse bunu ayarlayıp bununla devam etmek daha mantıklı olur.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Mersin, Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/asiri-sicaklar-kalp-krizi-vakalarinda-artisa-neden-oluyor</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 09:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/07/agency/aa/asiri-sicaklar-kalp-krizi-vakalarinda-artisa-neden-oluyor.jpg" type="image/jpeg" length="88088"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uyku apnesi robotik cerrahiyle tedavi ediliyor]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/uyku-apnesi-robotik-cerrahiyle-tedavi-ediliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/uyku-apnesi-robotik-cerrahiyle-tedavi-ediliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Orta ve ağır düzeyde pozisyonel uyku apnesi ile ağız içi ve gırtlak tümörlerinin tedavisinde robotik cerrahi tedavisi önemli avantajlar sağlıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Anatolia Hastanesi kulak burun boğaz uzmanı Op. Dr. Mehmet Akdağ, AA muhabirine, uyku apnesinin tanı ve tedavisinde robotik cerrahinin avantajlarına ilişkin bilgi verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uyku sırasında horlama ve nefes durması şikayetiyle başvuran hastalarda öncelikle muayene ile ayrıntılı değerlendirme yaptıklarını anlatan Akdağ, kulak burun boğaz muayenesi ve üst solunum yolları endoskopik incelemenin ardından daha önce uyku testi yapılmamış hastalara uyku esnasında vücut fonksiyonlarının gece boyunca kesintisiz kaydedildiği 'polisomnografi'yi uyguladıklarını söyledi.</p>

<p>Uyku testi sonucunu detaylı şekilde değerlendirip, özellikle sırtüstü yatıldığında şikayetleri artan orta ve ağır düzeyde pozisyonel uyku apnesi saptanan hastalarla tedavi seçeneklerini paylaştıklarını dile getiren Akdağ, ağır uyku apnesinde altın standart tedavinin maske tedavisi olduğunu ancak bazı hastaların bunu düzenli kullanamadığını ifade etti.</p>

<p><strong>Maske tedavisini kullanamayan hastalarda cerrahi seçeneklerin gündeme geldiğini belirten Akdağ, şöyle konuştu:</strong></p>

<p>'Eğer hastanın gece uykusunda dil kökü düzeyinde tıkanıklığı varsa, biz bunu muayenede de özellikle uyku endoskopisi yaparak görebiliyoruz. Ya da buna ek olarak da uyku testinde pozisyonel dediğimiz sırtüstü yattığında apne-hipopne indeksinde artma ile uyku testi verilerinde şikayetlerinin çok artması, kandaki oksijen düzeyindeki düşmenin çok artmasıyla tespit ediyoruz. Arkasından tedavi seçeneklerimizi hastamızla paylaşıyoruz.'</p>

<p><strong>- 'Hiçbir kesi olmadan hastamızın ameliyatını hassasiyetle yapıyoruz'</strong></p>

<p>Akdağ, dil kökünün büyümesine bağlı hava yolu tıkanıklığının gece boyunca nefes durmalarına neden olabildiğini, bunun kandaki oksijen düzeyini düşürdüğünü, hastaların derin uykuya dalamadığını, sabah yorgun uyandığını ve gün içinde uyku hali ile unutkanlık gibi şikayetler yaşayabildiğini kaydetti.</p>

<p>Robotik cerrahinin sağladığı teknik avantajlara değinen Akdağ, ameliyat sırasında yüksek çözünürlüklü kamera ve çok fonksiyonlu aletler kullanıldığını dile getirdi.</p>

<p>Da Vinci robotu kullanarak, ağız içinden gerçekleştirdikleri operasyonlarda boyunda kesi yapılmadığını vurgulayan Akdağ, 'Yüksek çözünürlüklü bir kamera var. Ağız içerisine giren mikro cerrahi aletlerle ağız içerisinden dışarıda boyunda hiçbir kesi olmadan hastamızın ameliyatını hassasiyetle yapıyoruz.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Robotik cerrahinin cerrahın elinin ulaşmasının zor olduğu bölgelere yüksek manevra kabiliyetiyle erişim sağladığını aktaran Akdağ, çevre dokulara zarar vermeden patolojik dokunun çıkarılabildiğine işaret etti.</p>

<p><strong>- 'İyileşme süresi çok daha kısa'</strong></p>

<p>Akdağ, sistemin entegre zeka tabanlı algoritmalarla çalıştığını belirterek, 'Mesela cerrahın elinin titremesini bile hastaya yansıtmıyor. Anlık hareketlerimizi takip ediyor. Biz robotik cerrahi ile ameliyat yaparken kafamızı çok hafif kaldırsak bile alet hemen o anda duruyor. İnsan üzeri refleksleri olan bir sistem.' diye konuştu.</p>

<p>Cihazın kendi kendine karar veren veya ameliyat yapan bağımsız yapay zekaya sahip olmadığına dikkati çeken Akdağ, tamamen cerrahın komutlarıyla eş zamanlı çalıştığını anlattı.</p>

<p>Robotik cerrahinin hasta ve cerrah açısından önemli kolaylıklar sunduğunu ifade eden Akdağ, şunları kaydetti:</p>

<p>'Robotik cerrahinin özellikle bize en büyük avantajı, cerrahi alanda daha yüksek hassasiyetle ve daha geniş görüş açısı sunması, hasta konforu açısından kesi olmadan ameliyat yapmamız, daha az kanamalı ve daha az ödemli ameliyat yapmamız. Ve en önemlisi de iyileşme süresinin çok daha kısa olması, bizler için de hasta için de çok büyük bir konfor sağlıyor. Operasyon süremizi de kısaltmakta ve operasyona hakimiyetimizi cerrahi açıdan da yüksek miktarda artırmaktadır. Bizim için kulak burun boğazda cerrahinin geleceği değil bugünü şu anda robotik cerrahi.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/uyku-apnesi-robotik-cerrahiyle-tedavi-ediliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 09:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/07/agency/aa/uyku-apnesi-robotik-cerrahiyle-tedavi-ediliyor.jpg" type="image/jpeg" length="75541"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz aylarında artan seyahatler bağırsak florasının dengesini bozabiliyor]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/yaz-aylarinda-artan-seyahatler-bagirsak-florasinin-dengesini-bozabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/yaz-aylarinda-artan-seyahatler-bagirsak-florasinin-dengesini-bozabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Mutluay Soyer, yaz aylarında artan seyahatlerin, değişen beslenme düzeninin ve farklı çevresel koşulların yalnızca günlük yaşam alışkanlıklarını değil, bağırsak sağlığını da etkileyebildiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, seyahat sırasında tüketilen farklı gıdalar, hijyen koşullarındaki değişiklikler, düzensiz uyku ve stres gibi faktörler bağırsak florasının dengesini bozabiliyor.</p>

<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Soyer, bağırsak florasında meydana gelen değişikliklerin çoğu zaman geçici olduğunu ancak bazı kişilerde daha uzun sürebileceğini vurgulayarak, seyahat döneminde bağırsak sağlığını korumaya yönelik alınabilecek önlemlere ilişkin bilgi verdi.</p>

<p>Soyer, bağırsak florasının sindirim sistemi için önemli bir denge mekanizması oluşturduğunu aktararak, seyahatlerde günlük yaşam düzeninin değişmesiyle bu dengenin de etkilenebildiğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>- 'Bağırsak sistemini etkileyen çeşitli sorunların ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir'</strong></p>

<p>Beslenme alışkanlıklarının korunmasının, hijyen kurallarına uyulmasının ve yeterli uykunun bağırsak sağlığının korunmasına katkı sağlayabileceğini belirten Soyer, özellikle seyahat sonrasında beslenme düzenine yeniden dönmenin de bağırsak florasının dengelenmesine yardımcı olabileceğini aktardı.</p>

<p>Soyer, seyahatlerin kişileri, farklı beslenme alışkanlıkları, farklı mikroorganizmalar ve çevresel etkenlerle karşı karşıya bırakabildiğine dikkati çekti.</p>

<p>Seyahat sırasında ortaya çıkan değişikliklerin bağırsak florasını etkilediğini belirten Soyer, 'Bağırsak florası, yararlı bakteriler ile potansiyel olarak zararlı bakteriler arasında hassas bir dengeye sahiptir. Bu dengenin bozulması disbiyozis olarak adlandırılır ve bağırsak sistemini etkileyen çeşitli sorunların ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Soyer, bağırsak florasındaki değişikliklerin geçici olduğunu ve seyahat sonrasında dengenin zamanla normal haline gelebildiğini anlattı.</p>

<p><strong>Bazı kişilerde ise bağırsak florasında meydana gelen değişikliklerin daha uzun süre devam edebildiğini ifade eden Soyer, şunları kaydetti:</strong></p>

<p>'Bağırsak florasında meydana gelen değişikliklerin gelecekte bazı enfeksiyonlara karşı duyarlılığı etkileyebileceği ve dirençli bakterilerin yayılımına katkıda bulunabileceği bilinmektedir. Seyahat eden kişilerde antibiyotik tedavisine dirençli bakterilerle kolonizasyon gelişebildiği gösterilmiştir. Bu durumun oluşum mekanizması tam olarak bilinmemekle birlikte bağırsak florasındaki değişikliklerin etkili olduğu düşünülmektedir.'</p>

<p><strong>- 'Günlük beslenme alışkanlıklarının korunması önemli'</strong></p>

<p>Tatil döneminde beslenme alışkanlıklarının günlük yaşama göre önemli ölçüde değişebildiğini belirten Soyer, seyahat sırasında sebze, meyve ve tahıl gibi liften zengin gıdaların tüketimi azalırken, işlenmiş gıda ve şeker tüketiminin artış gösterebildiğini ifade etti.</p>

<p>Soyer, bu durumun bağırsaklar için faydalı bakterilerin azalmasına neden olabildiğini, bunun için günlük beslenme alışkanlıklarının korunması gerektiğini vurgulayarak, 'Sebze, meyve, tahıllar, kuruyemiş ve yoğurt gibi besinlerin tercih edilmesi bağırsak florasının korunmasına katkı sağlayabilir. Gaz üretimini artırabilecek gazlı içeceklerden mümkün olduğunca kaçınılması da faydalı olacaktır.' değerlendirmesini yaptı.</p>

<p>Soyer, seyahatlerde tüketilen su ve içeceklerin de bağırsak sağlığı açısından önem taşıdığına işaret etti.</p>

<p>Soyer, uyku düzeninin de bağırsak florası üzerinde etkili olabileceğini, ayrıca günlük yaşam düzenindeki ani değişikliklerin sınırlandırılmasının bağırsak florasının korunmasına katkı sağlayabileceğini aktararak, 'Seyahatlerde değişen uyku saatleri ve sirkadiyen ritimdeki farklılıklar bağırsak mikrobiyotasını etkileyebilir. Bu nedenle tatil döneminde de mümkün olduğunca yeterli ve düzenli uyumaya özen gösterilmelidir.' değerlendirmesini yaptı.</p>

<p><strong>Seyahat sonrasında bağırsak florasının yeniden dengelenmesine katkı sağlayabilecek beslenme alışkanlıklarının önemine dikkati çeken Soyer, şu tavsiyelerde bulundu:</strong></p>

<p>'Tatil sonrasında yoğurt, kefir ve ev yapımı turşu gibi doğal fermente gıdaların tüketilmesi bağırsak florasının desteklenmesine katkı sağlayabilir. Ayrıca sebze, meyve ve baklagiller gibi liften zengin besinlerin yeniden beslenme düzenine eklenmesi, yararlı bakterilerin çoğalmasını destekleyebilir. Seyahat sonrasında günlük beslenme düzenine geri dönmek bağırsak sağlığının korunması açısından önem taşımaktadır.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/yaz-aylarinda-artan-seyahatler-bagirsak-florasinin-dengesini-bozabiliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 00:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/07/yaz-aylarinda-artan-seyahatler-bagirsak-florasinin-dengesini-bozabiliyor.webp" type="image/jpeg" length="80401"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Geleceğin hekimleri bağımlılıkla mücadele dersiyle mesleğe hazırlanacak]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/gelecegin-hekimleri-bagimlilikla-mucadele-dersiyle-meslege-hazirlanacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/gelecegin-hekimleri-bagimlilikla-mucadele-dersiyle-meslege-hazirlanacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bağımlılıkla mücadelede hekim adaylarının daha aktif rol üstlenmesini amaçlayan proje kapsamında Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Tıp Fakültesi müfredatına seçmeli 'bağımsızlık dersi' eklendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Yeşilay Cemiyeti Kahramanmaraş Şubesi ile KSÜ arasında imzalanan işbirliği protokolüyle tıp fakültesi öğrencilerinin eğitim süreçlerinde bağımlılıkla mücadele konusunda bilinçlendirilmesi ve sahada görev alabilecek donanıma sahip olmaları hedefleniyor.</p>

<p>KSÜ Rektörü Prof. Dr. İbrahim Taner Okumuş, AA muhabirine, bağımlılıkla mücadelede koruyucu sağlık hizmetlerinin önemine dikkati çekerek, üniversite olarak toplum odaklı tıp eğitimi anlayışını benimsediklerini söyledi.</p>

<p>Seçmeli dersin 2026-2027 eğitim öğretim yılından itibaren başlayacağını belirten Okumuş, bu ders kapsamında özellikle birinci ve ikinci sınıf öğrencilerine yönelik eğitimlerin planlandığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>- Teorik ve pratik eğitim verilecek</strong></p>

<p>Öğrencilere bağımlılık türleri, korunma yöntemleri ve farkındalık oluşturma konularında teorik ve uygulamalı eğitimler verileceğini anlatan Okumuş, şunları kaydetti:</p>

<p>'Hayata geçirilen proje ile 2026-2027 eğitim-öğretim yılından itibaren tıp fakültemiz müfredatına seçmeli 'bağımsızlık dersi' dahil edilecek. Yeni düzenlemeyle fakültede 1. ve 2. sınıf öğrencilerine öncelikli olarak Yeşilay gönüllüsü olma bilinci aşılanacak ve öğrencilerimize bağımlılıkla mücadele konusunda kapsamlı teorik ve pratik eğitimler verilecek. Eğitimin ardından kent genelindeki okullarda sağlıklı yaşam ve bağımlılık eğitimleri verecekler.'</p>

<p><strong>- Öğrenciler, sahada da görev alacak</strong></p>

<p>Yeşilay Kahramanmaraş Şube Başkanı Adnan Alagöz da bağımlılıkla mücadelede bilimsel temelli çalışmaların önem taşıdığını belirterek, üniversite ile işbirliğinin bu alandaki çalışmalara önemli katkı sağlayacağını söyledi.</p>

<p>Protokol kapsamında ortak eğitim programlarının, seminerlerin, panellerin ve çalıştayların düzenleneceğini kaydeden Alagöz, tıp fakültesi öğrencilerinin sahada görev almasının koruyucu sağlık hizmetleri açısından önemli kazanımlar sağlayacağını ifade etti.</p>

<p>Öğrencilerin akran eğitimi modeliyle gençlere ulaşacaklarını dile getiren Alagöz, şöyle konuştu:</p>

<p>'Toplum temelli farkındalık etkinlikleriyle şehrimizde güçlü bir bilinç oluşturmayı hedefliyoruz. Bu protokol kapsamında tıp fakültesi öğrencilerimizin sahada bizlerle omuz omuza olması, Kahramanmaraş genelindeki koruyucu sağlık hizmetlerine ve bağımlılıkla mücadele çalışmalarına önemli katkı sağlayacaktır. Yarının doktorları, aldıkları eğitimlerle okullarımızda gençlerimize ulaşarak birer 'bağımsızlık elçisi' gibi çalışacak.'</p>

<p>Alagöz, uygulamanın gençlerin bağımlılık risklerine karşı bilinçlenmesine katkı sunacağını ve uzun vadede toplum sağlığının korunmasına destek sağlayacağını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kahramanmaraş, Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/gelecegin-hekimleri-bagimlilikla-mucadele-dersiyle-meslege-hazirlanacak</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 20:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/06/agency/aa/gelecegin-hekimleri-bagimlilikla-mucadele-dersiyle-meslege-hazirlanacak.jpg" type="image/jpeg" length="25856"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DSÖ, iklim krizi ve insan sağlığı ilişkisinin COP31'de daha güçlü ele alınmasını bekliyor]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/dso-iklim-krizi-ve-insan-sagligi-iliskisinin-cop31de-daha-guclu-ele-alinmasini-bekliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/dso-iklim-krizi-ve-insan-sagligi-iliskisinin-cop31de-daha-guclu-ele-alinmasini-bekliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Türkiye Temsilcisi ve Ofis Başkanı Dr. Tasnim Atatrah, COP31'in, iklim ve sağlık gündemini güçlendirmek için önemli bir fırsat olduğunu, Türkiye'nin ev sahipliğinin, iklim eyleminin insan sağlığı ve toplumların geleceğini koruma amacını daha görünür kılabileceğini kaydetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Atatrah, AA muhabirine, iklim krizinin aynı zamanda bir sağlık krizi olduğunu ve halihazırda dünyanın tüm bölgelerinde insan sağlığını etkilediğini söyledi.</p>

<p>İklim değişikliği etkilerinin gelecekteki hastalık yükü, sağlık güvenliği ve sağlık sistemlerinin dayanıklılığı üzerinde giderek daha belirleyici hale geldiğini vurgulayan Atatrah, bu etkilerin hem doğrudan hem de dolaylı şekilde ortaya çıkabileceğini belirtti.</p>

<p>Paris Anlaşması ile belirlenen 1,5 derece hedefini aynı zamanda kritik bir halk sağlığı eşiği olarak nitelendiren Atatrah, 'Küresel ısınmanın 1,5 dereceyi aşması halinde daha sık ve daha şiddetli aşırı hava olayları, sıcaklığa bağlı ölümlerde artış, gıda ve su sistemleri üzerindeki baskının yoğunlaşması ile salgın hastalık ve yerinden edilme risklerinin artması muhtemel görünüyor.' dedi.</p>

<p>Aşırı hava olaylarının hastaneler ve acil sağlık hizmetlerinde kapasite sorunlarına yol açabildiğine dikkati çeken Atatrah, bu durumun tedarik zincirlerini bozabildiğini, altyapıya zarar verebildiğini ve elektrik ile suya erişimi kesintiye uğratarak hem acil hem de uzun vadeli bakım ihtiyacını artırabildiğini aktardı.</p>

<p><strong>- 'İklim ve sağlık politikaları birbirinden ayrı düşünülemez'</strong></p>

<p>Tasnim Atatrah, sağlık sistemlerinin yalnızca acil durumlara değil, bulaşıcı hastalıklar, hava kirliliğine bağlı rahatsızlıklar, ruh sağlığı sorunları ve kronik hastalıkların kötüleşmesi gibi ikincil etkilere de yanıt vermek zorunda kaldığını bildirdi.</p>

<p>İklim değişikliğinin sağlık boyutunun iklim müzakerelerinde artık daha görünür olduğuna değinen Atatrah, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Ancak sağlık konusunun iklim müzakereleri ve uygulama çerçeveleri içinde daha da güçlendirilmesine ihtiyaç var. İklim ve sağlık politikalarının birbirinden ayrı düşünülemeyeceği her geçen gün daha güçlü bir şekilde kabul ediliyor. Şimdi önemli olan, bu farkındalığı daha güçlü operasyonel entegrasyona, finansmana ve sektörler arası somut işbirliklerine dönüştürmek.'</p>

<p><strong>- 'COP31'in Türkiye'de yapılması bir fırsat olabilir'</strong></p>

<p>Türkiye'nin dayanıklılık, hazırlık kapasitesi, sürdürülebilir kalkınma ve halk sağlığının korunması alanlarında güçlü bir liderlik sergilediğini ifade eden Atatrah, 'COP31'e Antalya'nın ev sahipliği yapacak olması, iklim ve sağlık arasındaki küresel tartışmayı daha da görünür kılmak açısından son derece değerli bir fırsat olacak.' değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Atatrah, Türkiye'nin, hükümet ve Sağlık Bakanlığının çalışmalarıyla acil durumlara karşı hazırlığını güçlendirirken sağlık sistemine yatırım yapmayı sürdürdüğüne, sağlık güvenliği ve çevre sağlığı alanındaki çalışmalarıyla da iklim tartışmalarında sağlık konusunu daha fazla öne çıkardığına işaret etti.</p>

<p>Antalya'nın da bu anlamda hem sembolik hem de stratejik bir öneme sahip olduğunu belirten Atatrah, şunları paylaştı:</p>

<p>'Akdeniz bölgesi, yükselen sıcaklıklar, su stresi, orman yangınları ve çevresel sorunlar gibi iklim kaynaklı baskılardan giderek daha fazla etkileniyor. Aynı zamanda Antalya, sağlıklı çevrelerin, sürdürülebilir kalkınmanın ve dayanıklılığın önemini de yansıtıyor. Bu nedenle Antalya'nın ev sahipliği, iklim eyleminin, özünde insanları, sağlığı ve toplumların geleceğini korumaya yönelik olduğu yönündeki temel mesajı güçlendirebilir. COP31'in Türkiye'de yapılması, iklimle ilgili çalışmaların, sağlık, su güvenliği ve iklim krizine karşı savunmasız insanların korunması gibi konularla birlikte ele alınmasına yardımcı olacaktır. Türkiye'nin tecrübesi dünyada daha insani ve kapsayıcı iklim politikalarına katkı sağlayabilir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/dso-iklim-krizi-ve-insan-sagligi-iliskisinin-cop31de-daha-guclu-ele-alinmasini-bekliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 11:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuel.com.tr/vendor/te/assets/images/placeholder.png" type="image/jpeg" length="54516"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kızından nakledilen karaciğerle sağlıklı yaşam sürüyor]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/kizindan-nakledilen-karacigerle-saglikli-yasam-suruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/kizindan-nakledilen-karacigerle-saglikli-yasam-suruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Osmaniye'de sirozla mücadele eden baba, kızından yapılan karaciğer nakliyle yaşama tutundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yıldırım Beyazıt Mahallesi'nde yaşayan 58 yaşındaki Özcan Ararat, 2019'da ayaklarında kahverengi lekeler çıkması nedeniyle Osmaniye Devlet Hastanesi'ne gitti.</p>

<p>Burada yapılan tetkiklerin ardından Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edilen Ararat'a, Hepatit B'ye bağlı karaciğer yetmezliği sebebiyle siroz teşhisi konuldu.</p>

<p>Doktorlar, yaklaşık 3 yıl ilaç tedavisi uygulanmasına rağmen hastalığı ilerleyen Ararat'a organ nakledilmesine karar verdi.</p>

<p>Babasının çok zorlandığını görüp destek olmak isteyen 26 yaşındaki Busenur, hastane bünyesindeki Organ Nakli Merkezi'ne başvurdu.</p>

<p>Yapılan tetkiklerde Busenur'un karaciğer dokusunun babasıyla uyumlu olduğunun belirlenmesinin ardından nakil gerçekleştirildi.</p>

<p>Operasyon sonucunda rahatsızlığından kurtulan Ararat, kızının desteğiyle sağlıklı yaşam sürüyor.</p>

<p><strong>- 'Onunla geçirmek istediğim daha çok zaman vardı'</strong></p>

<p>Busenur Ararat, AA muhabirine, hayatındaki en değerli varlığın ailesi olduğunu söyledi.</p>

<p>Karaciğerini babasına bağışladığı için mutlu olduğunu anlatan Ararat, şöyle konuştu:</p>

<p>'Babama karaciğerimi vermenin en güzel yanlarından biri de babamın benim bir parçamı taşıyor olması. Bu benim için çok özel bir şey. Sevdiğim insanların hayatta kalabilmesine destek olmak çok duygusal ve güzel. Babam benim için çok kıymetli. Onunla geçirmek istediğim daha çok zaman vardı.'</p>

<p><strong>- 'Kızımın ciğerini bana vermesi beni çok duygulandırdı'</strong></p>

<p>Özcan Ararat da kızı sayesinde sağlığına kavuştuğunu dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kızının kendisine ömürlük Babalar Günü hediyesi verdiğini belirten Ararat, 'Kızımın ciğerini bana vermesi beni çok duygulandırdı. Ona çok teşekkür ederim, sağ olsun, Allah işini rast getirsin. Bütün evlatların babalarına, annelerine destek olmalarını tavsiye ediyorum.' diye konuştu.</p>

<p>Organ Nakli Merkezi Mesul Müdürü Op. Dr. Sefa Özyazıcı da naklin ardından kontrolleri belli aralıklarla devam eden baba ve kızının sağlık durumlarının iyi olduğunu ifade etti.</p>

<p>Organ bağışının önemine dikkati çeken Özyazıcı, herkesin bu konuda daha duyarlı olması gerektiğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/kizindan-nakledilen-karacigerle-saglikli-yasam-suruyor</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 11:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/06/agency/aa/kizindan-nakledilen-karacigerle-saglikli-yasam-suruyor.jpg" type="image/jpeg" length="72951"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İklim değişikliği sivrisinek ve kene kaynaklı hastalık riskini artırabilir]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/iklim-degisikligi-sivrisinek-ve-kene-kaynakli-hastalik-riskini-artirabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/iklim-degisikligi-sivrisinek-ve-kene-kaynakli-hastalik-riskini-artirabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, iklim değişikliğiyle sivrisinek ve kene gibi türlerin daha erken ortaya çıktıklarını ve yıllık nesil sayılarının arttığını belirterek, oluşabilecek olumsuzluklara karşı daha dikkati olunması gerektiği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İklim değişikliğine bağlı artan sıcaklıklar, uzayan yaz mevsimi ve değişen yağış rejimleri, böcek popülasyonlarını da etkiliyor. İnsanlarla temas eden ve hastalık taşıma riski bulunan sivrisinek ve keneler ile alerjik reaksiyonlara neden olan çam kese böceğinin yayılım alanları genişlerken bu durum, vektör kaynaklı hastalıklar ve alerjik vakalarda artış riskini de beraberinde getiriyor.</p>

<p>Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Entomoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İzzet Akça, AA muhabirine, iklim değişikliğinin doğadaki dengeleri değiştiren kapsamlı bir süreç olduğunu söyledi.</p>

<p>Küresel ortalama sıcaklıktaki artışın canlılar üzerinde önemli sonuçlar doğurduğuna işaret eden Akça, bu değişimden en fazla etkilenen grupların başında böceklerin geldiğini anlattı.</p>

<p>Akça, böceklerin yaşam döngülerinin sıcaklığa doğrudan bağlı olduğunun altını çizerek, sert geçen kışlarda popülasyonların yüzde 70-80'inin doğal olarak öldüğünü ancak kışların daha ılık geçmesiyle bu kayıpların azaldığını belirtti.</p>

<p>Sivrisinek ve kenelerde 20-25 derece aralığında üreme ve gelişmenin hızlandığına dikkati çeken Akça, sıcak dönemlerin uzamasının böceklerin daha uzun süre aktif kalmalarına, daha fazla beslenmelerine ve nesil vermelerine imkan sağladığını dile getirdi.</p>

<p>Akça, Karadeniz Bölgesi'nde haziran sonlarında görülmeye başlayan sivrisineklerin yaklaşık bir ay daha erken ortaya çıktıklarına işaret ederek, 'Adana gibi sıcak bölgelerde sivrisinekler, yılda 10'dan fazla nesil verebilirken Karadeniz gibi daha serin bölgelerde bu sayı 2-4 arasında kalabiliyor. İklim değişikliğiyle hem ortaya çıkış zamanı yaklaşık bir ay öne çekiliyor hem de yıllık nesil sayısı artıyor.' diye konuştu.</p>

<p>Sivrisineklerin sucul canlılar olduklarına dikkati çeken Akça, hava sıcaklığındaki artışın su sıcaklığını da yükselterek larvaların daha hızlı gelişmesine yol açtığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Akça, iklim değişikliğinin türlerin coğrafi dağılımını da değiştirdiğinin altını çizerek, Akdeniz ikliminin hakim olduğu bölgelerde görülen çam kese böceğinin daha kuzey ve yüksek rakımlı alanlara yayıldığını ifade etti.</p>

<p>Akça, kenelerde de benzer bir tablonun görüldüğünü dile getirdi.</p>

<p><strong>- Yüksek sıcaklık kenelerin yumurta sayısını artırıyor</strong></p>

<p>Özellikle Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakalarının görüldüğü Sivas, Çorum, Amasya ve Samsun çevresinde riskin arttığını belirten Akça, daha çok haziran ayında gündeme gelen vakaların artık nisandan itibaren görülmeye başlandığını anlattı.</p>

<p>Akça, kenelerin uygun koşullarda 500 ile 5 bin arasında yumurta bırakabildiklerine işaret ederek, sıcaklıkların yükselmesiyle yumurta ve nesil sayısının arttığını, bazı bölgelerde iki nesil veren türlerin 5-6 nesle kadar ulaşabildiğini dile getirdi.</p>

<p>Akça, sivrisinek ve kenelerin daha erken ve uzun süre görülmeye başlamasının insan sağlığı açısından riskleri artırdığını söyledi.</p>

<p><strong>- Mücadelede larva dönemi kritik önem taşıyor</strong></p>

<p>Sivrisineklerle mücadelede en etkili yöntemin larva dönemine yönelik çalışmalar olduğunu vurgulayan Akça, belediyelerin sulak alanlarda larva mücadelesinin önemli olduğunu ifade etti.</p>

<p>Akça, ev ve bahçelerde açık bırakılan kova, bidon ve saksı altlığı gibi küçük su birikintilerinin bile sivrisineklerin üremesi için uygun ortam oluşturduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:</p>

<p>'Sineklik ve cibinlik kullanımı, önemli korunma yöntemleri arasında yer alıyor. Kenelere karşı ise park ve bahçelerde çimlerin bir santimden kısa tutulması, yabancı otların temizlenmesi ve riskli alanlarda uygun ürünlerle düzenli ilaçlama mücadelesi yapılması gerekiyor. Özellikle çocukların uzun otların bulunduğu alanlarda dikkatli olması gerekiyor.'</p>

<p><strong>- Türkiye'de yeni risk alanları oluşabilir</strong></p>

<p>Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Müzeyyen Mamal Torun da sivrisinek kaynaklı hastalıkların ve kenelerin taşıdığı enfeksiyonların yeni bölgelere taşındığını söyledi.</p>

<p>İklim değişikliğinin çam kese böceğini de etkilediğini dile getiren Torun, daha ılıman geçen kışların türün hayatta kalmasını kolaylaştırdığını, bu nedenle kuzeye ve yüksek rakımlı bölgelere doğru yayıldığını anlattı.</p>

<p>Torun, çam kese böceğinin yakıcı tüylerinin insanlarda kaşıntı, döküntü, nefes darlığı ve astım ataklarına neden olabildiğini belirterek, türün yaygınlaşmasının insan sağlığı ve orman ekosistemleri açısından tehdit oluşturduğunu ifade etti.</p>

<p>KKKA'nın daha kuzey ve batı bölgelere ilerleme potansiyeli taşıdığına işaret eden Torun, daha sıcak geçen yazlarla Batı Nil Ateşi vakalarında da artış görülebileceğini söyledi.</p>

<p>Torun, son yıllarda özellikle Marmara ve Karadeniz bölgelerinde yerleşmeye başlayan, Asya kaplan sivrisineği olarak bilinen 'Aedes albopictus' türünün dang ateşi ve chikungunya gibi hastalıkların bulaşma riskini artırabileceğinin altını çizerek, leishmaniasis (şark çıbanı) vakalarının da yeni bölgelere taşınma potansiyelinin bulunduğunu anlattı.</p>

<p>Lyme hastalığı açısından da risklerin arttığını vurgulayan Torun, 'Bilimsel öngörüler, Türkiye'nin özellikle Karadeniz, Marmara ve Akdeniz kuşağında sivrisinek ve kene kaynaklı hastalıklar açısından Avrupa'nın önemli geçiş bölgelerinden biri haline gelebileceğini gösteriyor.' değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Torun, durgun su birikintilerinin ortadan kaldırılması, sineklik kullanılması ve kırsal alan dönüşlerinde vücutta kene kontrolü yapılmasının vektör kaynaklı hastalıklara karşı etkili önlemler arasında yer aldığını anlattı.</p>

<p>Öte yandan Torun, iklim değişikliğinin küresel halk sağlığı meselesi olduğunu sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/iklim-degisikligi-sivrisinek-ve-kene-kaynakli-hastalik-riskini-artirabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuel.com.tr/vendor/te/assets/images/placeholder.png" type="image/jpeg" length="40159"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Abdi İbrahim ilaçta elektronik kullanma talimatı dönemini başlattı]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/abdi-ibrahim-ilacta-elektronik-kullanma-talimati-donemini-baslatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/abdi-ibrahim-ilacta-elektronik-kullanma-talimati-donemini-baslatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Abdi İbrahim, dijital dönüşüm adımlarından Karekod Projesi'ni hayata geçirerek elektronik kullanma talimatı (e-KT) içeren ilk ürünlerini piyasaya sundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, ilgili regülasyonlar kapsamında, muaf tutulan ürünler hariç olmak üzere, uygun ürünlerde yalnızca e-KT içeren karekodlu ambalaj uygulaması kullanılacak. 1 Ocak 2027 itibarıyla zorunlu hale gelecek e-KT uygulamasına erken uyum sağlayan Abdi İbrahim, dönüşüm sürecini ürün portföyüne yaygınlaştırmaya devam ediyor.</p>

<p>Sağlık Bakanlığına bağlı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun (TİTCK) ilaç kutuları üzerinden kullanma talimatlarının elektronik ortamda erişilebilir olmasına yönelik düzenlemesi doğrultusunda şirket, e-KT içeren ilk ürünlerini piyasaya sunarak, haziran ayı itibarıyla ürün portföyünde kademeli geçiş sürecini başlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uygulama sayesinde kullanıcılar, ilaç kutuları üzerinde yer alan karekodları akıllı cihazlarıyla okutarak güncel e-KT'lere dijital ortamda erişebilecek. Şirket, dönüşüm kapsamında basılı kullanma talimatlarını da kademeli olarak kaldırarak kağıt tüketimini azaltmayı, karbon ayak izini düşürmeyi ve dijitalleşmeyi çevresel sürdürülebilirlik hedefleriyle buluşturmayı amaçlıyor.</p>

<p>Dijitalleşme ve çevresel sürdürülebilirliği odağına alan Karekod Projesi, Abdi İbrahim'in 'HEAL2050' Sürdürülebilirlik Stratejisi kapsamında düşük karbonlu şirkete dönüşme hedefiyle uyumlu bir proje olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Basılı kullanma talimatlarının kaldırılmasıyla şirketin yıllık yaklaşık 2 bin 500 ton karbondioksit eşdeğeri (CO2e) sera gazı emisyon azaltımı sağlaması hedefleniyor. Söz konusu dönüşüm, kağıt tüketiminin ve karbon ayak izinin azaltılmasına katkı sağlarken, Türkiye'nin 2053 Net Sıfır Emisyon hedefleriyle de uyumlu bir yaklaşım ortaya koyuyor.</p>

<p><strong>- 'İkiz dönüşümü tek bir kutuya sığdırdığımız için gururluyuz'</strong></p>

<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Abdi İbrahim İnsan Kaynakları, Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Oğuzcan Bülbül, projenin Abdi İbrahim'in HEAL2050 sürdürülebilirlik stratejisiyle doğrudan uyumlu olduğunu belirtti.</p>

<p>Sürdürülebilirliğin iş yapış biçimlerinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayan Bülbül, hayata geçirdikleri her projede ortak faydaya hizmet eden, çok yönlü bakış açılarındaki izlerin bulunduğunu aktardı.</p>

<p>Bülbül, 'Bu proje, bir yandan dijitalleşmeyle sağlık hizmetlerinde erişilebilirliği artırırken ve kullanıcıların bilgiye erişimini kolaylaştırırken, diğer yandan da kağıt tüketimimizi ve buna bağlı karbon emisyonlarımızı azaltarak düşük karbonlu dönüşüm yolculuğumuza katkı sağlıyor. İkiz dönüşümü tek bir kutuya sığdırdığımız için gururluyuz.' değerlendirmesinde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/abdi-ibrahim-ilacta-elektronik-kullanma-talimati-donemini-baslatti</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 12:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/06/i-1-7.jpg" type="image/jpeg" length="59648"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kolon kanserinde erken tanı için düzenli tarama önerisi]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/kolon-kanserinde-erken-tani-icin-duzenli-tarama-onerisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/kolon-kanserinde-erken-tani-icin-duzenli-tarama-onerisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Mutluay Soyer: - 'Erken teşhis edilen hastalarda tedavi başarısı belirgin şekilde artıyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p> Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Mutluay Soyer, erken evrede çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebilen kolon kanserinin erken tanıyla önlenebilen ve tedavi başarısı yüksek bir kanser türü olduğunu, bu nedenle düzenli taramaların hayati önem taşıdığını belirtti.</p>

<p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, kolorektal kanserler, dünyada en sık görülen kanser türleri arasında yer almaya devam ediyor.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre kolon ve rektum kanserleri erkeklerde en sık görülen üçüncü, kadınlarda ise ikinci kanser türü olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Uzmanı Soyer, kolorektal kanserlerin yaklaşık yüzde 95'inin polip adı verilen oluşumlardan kaynaklandığını kaydetti.</p>

<p>Soyer, bağırsak iç yüzeyinde gelişen et beni benzeri yapılar olan poliplerin özellikle adenomatöz türlerinin zaman içerisinde kansere dönüşme potansiyeline sahip olduğunu belirterek, 'Poliplerin büyük bölümü başlangıç döneminde herhangi bir şikayete yol açmadan gelişebiliyor. Bu nedenle düzenli tarama programları erken tanı açısından kritik önem taşıyor.' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bazı poliplerin yıllar içerisinde büyüyerek kansere dönüşebildiğini aktaran Soyer, 'Erken dönemde çıkarılan poliplerle bu riskin azaltılabildiği ifade ediliyor. Bu polipler kolonoskopi sırasında çıkarılmasıyla kanser gelişimini önlüyor. Yaş ilerledikçe polip görülme sıklığı artıyor. Bu nedenle düzenli taramalar ihmal edilmemelidir.' değerlendirmelerini yaptı.</p>

<p>Soyer, kolon kanseri taramasında dışkıda gizli kan testi, rektosigmoidoskopi ve kolonoskopi yöntemlerinin kullanıldığı bilgisini paylaşarak, kolonoskopinin tüm kalın bağırsağın ayrıntılı şekilde değerlendirilmesine olanak sağladığını ifade etti.</p>

<p>İşlem sırasında şüpheli alanların değerlendirilebildiğini ve gerekli durumlarda biyopsi alınabildiğini aktaran Soyer, 'İşlem sırasında saptanan polipler aynı seansta çıkarılabiliyor. Bu durum kansere dönüşebilecek lezyonların erken dönemde ortadan kaldırılmasına katkı sağlar. Kontrol kolonoskopi zamanlamasının ise çıkarılan poliplerin sayısı, boyutu ve patolojik özelliklerine göre planlanır.' değerlendirmelerinde bulundu.</p>

<p>- Genetik ve çevresel etkenler önemli</p>

<p>Soyer, normal risk grubundaki bireylerde 45 yaş sonrası kolon kanseri taraması önerildiğine işaret ederek, şunları kaydetti:</p>

<p>'Ailesinde kolon kanseri veya polip öyküsü bulunan kişilerde taramaya daha erken yaşlarda başlanması gerekiyor. Son yıllarda genç yaş grubunda kolon kanseri vakalarında artış görüldüğüne dikkat çekilirken, bu nedenle uluslararası kılavuzlarda tarama yaşının güncellendiği belirtiliyor. Özellikle risk grubunda bulunan bireylerin düzenli kontrollerini aksatmamasının erken tanı açısından büyük önem taşıdığı ifade ediliyor. Tarama programlarının yalnızca şikayeti bulunan bireyler için değil, sağlıklı kişiler için de koruyucu sağlık yaklaşımının önemli bir parçası olduğu vurgulanıyor. Özellikle aile öyküsü bulunan bireylerde taramalar, ailede tanı alan kişiden yaklaşık 10 yıl önce veya en geç 40 yaşında başlaması gerekiyor. Genetik geçişli bazı hastalıklarda ise çok daha erken yaşlarda takip gerekiyor.'</p>

<p>Kolon kanseri gelişiminde genetik faktörlerin yanı sıra çevresel etkenlerin de önemli rol oynadığını aktaran Soyer, sigara kullanımı, fazla kırmızı et tüketimi, obezite, diyabet, insülin direnci ve inflamatuvar bağırsak hastalıklarının risk faktörleri arasında yer aldığını ifade etti.</p>

<p>Soyer, işlenmiş gıdaların yoğun tüketildiği beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam tarzının kolon sağlığını olumsuz etkileyebildiğini, düzenli fiziksel aktivite yapılması, lifli gıdalarla beslenme ve sebze-meyve tüketiminin koruyucu etki gösterdiğini belirtti.</p>

<p>Dışkılama alışkanlığında değişiklik, uzun süren kabızlık veya ishal, dışkıda kan görülmesi, karın ağrısı, açıklanamayan kilo kaybı ve kansızlık gibi belirtilerin dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Soyer, şunları kaydetti:</p>

<p>'Özellikle uzun süre devam eden sindirim sistemi şikayetlerinin ihmal edilmemesi gerektiği belirtiliyor. Uzmanlar, erken dönemde yapılan değerlendirmelerin hastalığın kontrol altına alınabilmesi açısından önemli avantaj sağlayabildiğini ifade ediyor. Düzenli sağlık kontrollerinin ve tarama programlarının kolon kanserine bağlı ölüm oranlarının azaltılmasında önemli rol oynadığı vurgulanıyor. Düzenli tarama programları sayesinde kolon kanseri erken dönemde saptanabiliyor. Erken teşhis edilen hastalarda tedavi başarısının belirgin şekilde artıyor.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/kolon-kanserinde-erken-tani-icin-duzenli-tarama-onerisi</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 11:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/05/agency/aa/kolon-kanserinde-erken-tani-icin-duzenli-tarama-onerisi.jpg" type="image/jpeg" length="35345"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından ebeveynlere 'Sınavlarda çocuklarınıza baskıyı değil, desteği artırın' önerisi]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/uzmanindan-ebeveynlere-sinavlarda-cocuklariniza-baskiyi-degil-destegi-artirin-onerisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/uzmanindan-ebeveynlere-sinavlarda-cocuklariniza-baskiyi-degil-destegi-artirin-onerisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Alperen Bıkmazer, sınavın stres kaynağı olduğunu belirterek, ebeveynlere sınavlarda çocuklarına baskıyı değil, desteği artırması önerisinde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bıkmazer, Türk Psikofarmakoloji Derneğinin düzenlediği sağlık kongresi için geldiği Antalya'da AA muhabirine yaptığı açıklamada, telefon bağımlılığı, dünyadaki savaş gibi durumların çocukların psikolojisini daha çok etkilediğini söyledi.</p>

<p>Çocuk ve ergenlerin hem nörobiyolojik olarak hem de psikososyal olarak gelişmekte olan bireyler olduğunu anlatan Bıkmazer, 'Dolayısıyla bu gelişimin devamlılığına bağlı kırılganlıkları da var, hassasiyetleri söz konusu. Bu tarz olumsuz deneyimlerden daha kolay, daha fazla etkilenebiliyorlar. Hani yapılmakta olan, oluşmakta olan bir yapıya gelen darbeyle tamamlanmış bir yapıya gelen darbenin etkisi aynı olmuyor. Dolayısıyla olumsuz deneyimlerden çok kolay etkilenebiliyorlar.' diye konuştu.</p>

<p>Bıkmazer, dijital dünyayla birlikte çocukların çok fazla bilgi bombardımanına maruz kaldığını ifade ederek, dijital bağımlılığın etkilerinin olduğunu kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>- 'Çocuklar kontrolsüz, denetimsiz çok fazla bilgiye maruz kalıyor'</strong></p>

<p><strong>Bağımlılıktan farklı olarak çocukların kontrolsüz, denetimsiz çok fazla bilgiye maruz kaldığına dikkati çeken Bıkmazer, şöyle konuştu:</strong></p>

<p>'Tabii o bilgiyi süzgeçten geçirme, bilgiyi işleme kapasitemiz de otuz sene önce nasılsa aslında şimdiki bireylerde de aynı şekilde. Bizim beyin yapımızda dramatik bir değişiklik yok. Bu kadar çok bilgi var ama bilgi işleme aynı. Bu kadar yoğun bilgi olumlu sonuçlar oluşturabiliyor tabii ki ama çocuklar bazen bunaltı da yaşayabiliyor. Tamamen de kötü bir noktaya çekmiyoruz meseleyi ama olumsuz sonuçlara yol açtığını da biliyoruz.'</p>

<p>Bıkmazer, ebeveynlerin çocuklarına yönelik denetiminin önemli olduğunu vurgulayarak, çocukların nerede kimlerle zaman geçirdiğinin bilinmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Çocukları korumanın önemine işaret eden Bıkmazer, 'Dijital mecra bir tür kara delik. Çocukları, çocukların zihinlerini o kara deliğe kaptırmamak, kara deliğin o zihinleri yutmaması adına daha dikkatli olmak gerekiyor. Ebeveynlerin çocuklarını daha çok denetlemeleri önemli.' dedi.</p>

<p><strong>Bıkmazer, sınavların da başlı başına stres kaynağı olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:</strong></p>

<p>'Sınav tabii ki başlı başına bir stres kaynağı. Aynı zamanda ne yazık ki bir yarışma da söz konusu. Sınavın zaten kendi bir zorluğu var, bir de o yarışmanın getirdiği zorluk var. Sadece belli sayıda bilgiye sahip olmanız yetmiyor. O bilgiyi belli bir süre içerisinde işlemeniz, doğru yanıt vermeniz gerekiyor. Onun için çocukların ellerinden geldikçe sakin kalmalarını öneriyoruz. Zaten çocuklar kendilerini baskı altında hissediyorlar. Ebeveynlerin daha çok destekleyici olmalarını, çocukların hissettiği o baskıyı artırmamalarını öneriyoruz.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/uzmanindan-ebeveynlere-sinavlarda-cocuklariniza-baskiyi-degil-destegi-artirin-onerisi</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/05/i-35.jpg" type="image/jpeg" length="43491"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gıdalardaki pestisit kalıntıları sağlığa zarar veriyor]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/gidalardaki-pestisit-kalintilari-sagliga-zarar-veriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/gidalardaki-pestisit-kalintilari-sagliga-zarar-veriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Biruni Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Aslı Muslu Can, gıdalardaki pestisit kalıntılarının insan sağlığını tehdit edebileceğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Aslı Muslu Can, artan nüfus ve gıda talebinin tarımsal üretimde verimliliği artırma zorunluluğunu beraberinde getirdiğini ve bu noktada pestisitlerin üreticiler için önemli bir araç haline geldiğini aktardı.</p>

<p>Pestisitlerin böcekler, yabancı otlar ve mantarlar gibi zararlılarla mücadelede kullanılan kimyasal ya da biyolojik maddeler olduğunu, doğru kullanılmadığında ise önemli sorunlara yol açabileceğini vurgulayan Can, şunları kaydetti:</p>

<p>'İnsektisitler, böcekleri, herbisitler, yabancı otları, fungisitler ise mantarları kontrol altına almak için kullanılır. Bu maddeler, tarımsal üretimde verim kaybını azaltmak ve ürün kalitesini artırmak amacıyla yaygın şekilde tercih ediliyor. Pestisit kalıntıları, gıdalar aracılığıyla insan vücuduna girebiliyor. Uygun doz ve kullanım talimatlarına uyulmadığında, bu kalıntılar birikim gösterebilir. Uzun süreli maruziyet hormon dengesizlikleri, sinir sistemi bozuklukları, bağışıklık sisteminde zayıflama ve bazı kanser türleriyle ilişkilendiriliyor. Özellikle çocuklar, yaşlılar ve hamile bireyler, bu etkiler karşısında daha hassas grupta yer alıyor.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>- 'Ekosistem dengesinin bozulmasına yol açabiliyor'</strong></p>

<p>Can, pestisitlerin yalnızca hedef zararlıları değil, faydalı böcekleri ve ekosistemi etkileyebildiğini, toprak mikroorganizmalarının zarar görebileceğini ve su kaynaklarına karışarak uzun vadeli çevre kirliliğine neden olabileceğini, bu durumun biyolojik çeşitliliğin azalmasına ve ekosistem dengesinin bozulmasına yol açabileceğini kaydetti.</p>

<p>Türkiye'de pestisit kullanımının Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından belirlenen maksimum kalıntı limitleri çerçevesinde denetlendiğini aktaran Can, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>

<p>'Zaman zaman yapılan analizlerde limit üstü kalıntılara rastlanması, konunun önemini ortaya koyuyor. Tüketiciler basit önlemlerle pestisit maruziyetini azaltabilir. Sebze ve meyvelerin bol suyla yıkanması, mümkünse kabuklarının soyulması, mevsiminde ve yerel ürünlerin tercih edilmesi, güvenilir üreticilerden alışveriş yapılması ve organik ya da iyi tarım uygulamaları sertifikalı ürünlere yönelinmesi, alınabilecek önlemler arasında yer alıyor.'</p>

<p>Pestisit kullanımının tamamen ortadan kaldırılmasının kısa vadede mümkün olmayacağını vurgulayan Can, entegre zararlı yönetimi, biyolojik mücadele yöntemleri ve doğru doz uygulamalarıyla risklerin önemli ölçüde azaltılabileceğini, bu noktada üretici kadar tüketicinin de bilinçlenmesinin önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p>Can, pestisitlerin modern tarımın önemli parçası olduğunu ancak bilinçsiz kullanımının ciddi sağlık ve çevre sorunlarına yol açabileceğini ifade ederek, daha güvenli ve sürdürülebilir bir gıda sistemi için toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/gidalardaki-pestisit-kalintilari-sagliga-zarar-veriyor</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 10:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/05/i-34.jpg" type="image/jpeg" length="72496"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Talasemi hastaları 'Biz İyilik Severiz' projesiyle düzenli kan bağışçılarına ulaşıyor]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/talasemi-hastalari-biz-iyilik-severiz-projesiyle-duzenli-kan-bagiscilarina-ulasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/talasemi-hastalari-biz-iyilik-severiz-projesiyle-duzenli-kan-bagiscilarina-ulasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Kızılay öncülüğünde yürütülen 'Biz İyilik Severiz' projesiyle, 'Akdeniz anemisi' olarak da bilinen talasemi hastalığıyla mücadele edenlerin kan ihtiyacı düzenli bağışçılar aracılığıyla karşılanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Kızılay Kan Hizmetleri Genel Müdürlüğü koordinasyonunda hazırlanan proje, 2023 yılında Talasemi Federasyonu, Türkiye Kan Hastalıkları Vakfı, Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesinin işbirliğinde hayata geçirildi.</p>

<p>Proje kapsamında 40 bin 783 bağışçının yer aldığı veri havuzundan 4 bin 63 'sadık bağışçı' belirlendi.</p>

<p>Sürdürülebilir ve güvenli kan temin edilmesinin amaçlandığı projede, gönüllüler ile 247 hasta arasında eşleştirme yapıldı.</p>

<p>Adana'daki pilot uygulamanın ardından Hatay ve Osmaniye'de başlatılan çalışma kapsamında gönüllülerin bağışladığı kan, eşleştirildikleri talasemi hastalarına naklediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bireyleri bağışçı arama yükünden kurtaran proje sayesinde 'Akdeniz anemisi' olarak da bilinen hastalığın tedavi süreci daha planlı ilerliyor.</p>

<p><strong>- 'Talasemi hastalarımızın yarasına merhem olmak çok kıymetli'</strong></p>

<p>Türk Kızılay Genel Sekreteri Ramazan Saygılı, AA muhabirine, 8 Mayıs Dünya Talasemi Günü'ne yönelik farkındalık çalışmaları yaptıklarını söyledi.</p>

<p>Projenin bu anlamda da önem taşıdığını dile getiren Saygılı, 'Eskiden herkes bağışçısını kendi getirirdi. Şimdi hasta yarın gelecekse, kanı bugünden itibaren Türk Kızılay tarafından hazırlanıyor. Hastamız, hastanede kanını alıp gidiyor. Talasemi hastalarımızın yarasına merhem olmak çok kıymetli.' dedi.</p>

<p>Gönüllülerden Hasan Berzan Toprak da 15 yıldır kan bağışında bulunduğunu belirtti.</p>

<p>Herkese örnek olmak istediğini anlatan Toprak, 'Vücudun her zaman kendini yenileyerek ürettiği bir sıvıyı, faydasını görebilecek birilerine veriyor olmanın manevi hazzı beni çok mutlu ediyor. O kandaşıma faydalı olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.' diye konuştu.</p>

<p><strong>- 'Sürekli başkalarını arayıp 'kan verebilir misiniz?' demek zorunda kalmıyoruz'</strong></p>

<p>Talasemi hastalarından 33 yaşındaki Hüner Çöltü de kan almak için 21 günde bir hastaneye gittiğini ifade ederek, şöyle konuştu:</p>

<p>'Kan almadan yaşamımızı sürdürmemiz mümkün değil. Daha önce kan bulmakta çok zorlanıyor, kendi bağışçımı getiriyordum. Getirmeme rağmen uygunsuz çıktığında sıkıntı yaşıyordum. Şu an Türk Kızılayın hazırladığı proje sayesinde kanımızı düzenli alabiliyoruz. Herhangi bir sıkıntı yaşamıyorum. Sürekli başkalarını arayıp 'kan verebilir misiniz?' demek zorunda kalmıyoruz.'</p>

<p>10 yaşındaki Betül Aslanbilek ise doğuştan gelen hastalığıyla mücadele ettiğini belirterek, 'Kan bağışlayanlara çok teşekkür ederim, onlardan Allah razı olsun. Eğer onlar kan vermeseydi, hastalığımız daha da zorlaşabilirdi. Herkesin, kan bağışında bulunmak için Türk Kızılaya gitmelerini isterim.' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/talasemi-hastalari-biz-iyilik-severiz-projesiyle-duzenli-kan-bagiscilarina-ulasiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/05/agency/aa/talasemi-hastalari-biz-iyilik-severiz-projesiyle-duzenli-kan-bagiscilarina-ulasiyor.jpg" type="image/jpeg" length="20034"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çözüm bulamadığı bel ağrısından hastanede takılan pille kurtuldu]]></title>
      <link>https://marasaktuel.com.tr/cozum-bulamadigi-bel-agrisindan-hastanede-takilan-pille-kurtuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://marasaktuel.com.tr/cozum-bulamadigi-bel-agrisindan-hastanede-takilan-pille-kurtuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Belinde 10 yıldır hissettiği ağrı nedeniyle yürüme güçlüğü çeken 63 yaşındaki Sıdıka Albahar, Mersin Üniversitesi Hastanesinde vücuduna yerleştirilen 'ağrı pili' sayesinde şikayetlerinden kurtuldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Evli ve 4 çocuk annesi Albahar, 10 yıl önce belinde başlayan ağrının geçmemesi üzerine doktora başvurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sıkıntılarına ilaç tedavisiyle çözüm bulamayan Albahar'ın omurgası, ameliyatla takılan metal vidalarla sabitlendi.</p>

<p>Albahar, geçirdiği operasyona rağmen şiddetli ağrı, uyku problemi ve yürüme güçlüğü çekmesi nedeniyle hayatını idame ettiremez hale geldi.</p>

<p>Mersin Üniversitesi Hastanesine başvuran Albahar'ı muayene eden Algoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mesut Bakır, 'ağrı pili (spinal kord stimülasyon)' tedavisi uygulanmasına karar verdi.</p>

<p>Hastanede gerçekleştirilen operasyonda bel bölgesine pil yerleştirilen 63 yaşındaki kadının yüzü, ağrı şikayetlerinden kurtulmasıyla güldü.</p>

<p>- 'Ev işi yapamıyor, eğilip kalkamıyordum'</p>

<p>Sıdıka Albahar, AA muhabirine, 10 yıldır hissettiği ağrılardan kaynaklı birçok tedavi yöntemi denediğini söyledi.</p>

<p>Sıkıntılı günler yaşadığını dile getiren Albahar, 'Hiç kimseyle konuşmak istemiyordum. Ev işi yapamıyor, eğilip kalkamıyordum. Lavaboya bile gidemiyordum. Ağrı pili takıldıktan sonra normal hayata döndüm, çok rahatım. Günlük her işimi yapıyorum. Hocamdan Allah razı olsun. Şimdi çok rahatım. Ağrılarım yok ve çok güzel uyuyabiliyorum.' dedi.</p>

<p><strong>- Ağrı sinyallerinin beyne iletilmesi engelleniyor</strong></p>

<p>Doç. Dr. Mesut Bakır da hastanın geçmişte operasyon geçirdiği omurga bölgesinde yeni fıtık ve kaymalar oluşmasının, kendilerini 'ağrı pili' uygulamasına yönlendirdiğini belirtti.</p>

<p><strong>İki aşamalı cerrahi müdahale yapıldığını anlatan Bakır, şöyle konuştu:</strong></p>

<p>'Uygulamanın birinci basamağında kabloları hastanın omuriliğine kapalı yöntemle yerleştiriyoruz. Dışarıdan kontrol sağlayarak hastanın bel ve bacak bölgesinden gelen ağrı sinyallerinin beyne iletilmesini engelliyoruz. Hasta 1 hafta süreyle takip ediliyor ve bu işlemden yeteri kadar tatmin sağladıysak bu sefer ağrı pilini yerleştirme işlemine geçiyoruz. Hastaya da kumandasını vererek ağrı durumuna göre kontrol yapmasını sağlıyoruz.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Mersin, Sağlık</category>
      <guid>https://marasaktuel.com.tr/cozum-bulamadigi-bel-agrisindan-hastanede-takilan-pille-kurtuldu</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 11:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://marasaktuelcomtr.teimg.com/crop/1280x720/marasaktuel-com-tr/uploads/2026/04/agency/aa/cozum-bulamadigi-bel-agrisindan-hastanede-takilan-pille-kurtuldu.jpg" type="image/jpeg" length="32661"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
