Güreşleri'nde, selamlama konuşması yapan siyasi ünvanlı protokol üyelerinin yaptığı konuşmalar, yazılı ve görsel basına ve sosyal medya denilen sayfalara yansımasına bakılırsa, orada kıran kırana yapılan güreşlerin bile neredeyse önüne geçti diyebiliriz...
Bahse konu zevatın siyasi kimliklerine takılmadan söylemek gerekirse, orada belli bir hiyerarşi ile yapılan konuşmaların içeriği, neden ve niçinleri ile ilgili hem basında hem de sosyal sayfalarda yapılan haber ve yorumların "abartıldığı" kanaatindeyim...
Hani, burada hiçbir siyasi kurum yada kuruluşu öne çıkarıp, onların sözcülüğünü yapacak değilim ama ülkemizin dört bir tarafında spor, kültür ve sanat eksenli Sosyal faaliyetler kapsamında muhtelif kurum, kuruluş ve kişiler tarafından gerçekleştirilen festival, şenlik, şölen gibi etkinlerin açılış ve kapanışlarında seramoni zaten normal olarak yapılmakta olup, bu manada ilgili etkinliği düzenleyen kurum, kuruluş ve kişilerin, seramonide ki konuşmacıların kimler olacağı yönünde tasarruf kullanmaları da gayet normaldir...
Tarihi Kırkpınar Güreşleri başta olmak üzere, yine her ikisi de tarihi olan Kurtdere ve Elmalı Güreşleri gibi daha nice güreş festivallerinde seramoni programları akışına göre benzer durumlar zaten yaşanmakta olup, bu tür gelişmelerin işin doğasında, ruhunda olduğu unutulmamalıdır...
Çünkü siyaset, her alanı olduğu gibi sporu da, kültürü de, sanatı da yöneten ve gücünü o seyirci denilen seçmen nitelikli halktan alan bir iradedir...
Örneğin, Ankara Keçiören'de ki bahse konu güreş festivalini himaye eden belediyelerin Sayın Başkanları yine siyasi iradeleri kapsamında bu güreşlerin düzenlenmesi yönünde tercihlerini pozitif olarak kullanmışlardır, bunun tersi olan yerlerin olduğu da hepimizin malümudur...
Bu önemli konuyu olası umumi arzu üzerine biraz daha açalım...
Dedik ya, seyirci, aynı zamanda birer seçmendir... Siyasi kimliği olan konuşmacılar da bu tür etkinliklerde hitaplarına genel de selamla ile başlar, sporla devam eder ve neticede seçmen olan seyircilere orada tercihen siyasi içerikli mesajları da verebilir... Burada önemli olan yapılan konuşmalarda gerçek ve tüzel kişilerin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek hitapların olmamasıdır... Kaldı ki olduğuna ise hiç şahit olmadım...
Bunu hangi siyasi kuruluş temsilcisinin yaptığı önemli değildir... Çünkü her siyasi kimlik, halk denilen kitleyi nerede bulursa bulsun, içinde bulunduğu yerin sosyal ve psikolojik konjektörün etik değerleri ile ters düşmeyecek şekilde siyasi duygu ve düşüncelerini de paylaşabilmelidir...
Sözün özü, Spor, kültür ve sanat "birleştirici güç" olarak halkın "ortak malı"dır... Ve bu ortaklık içinde, sporcu ve seyirci ile birlikte asli unsur olarak siyasetçi de olmalıdır... Muhabbetle...